Seydanur Yılmaz

Aile efradı mütevekkil bir keder eşliğinde, dualar mırıldanarak bekliyordu. Doktor “Takdir neyse o olur” demiş. 105 yaşında bir adam ile doktorun birbirine söyleyebileceği fazla bir şey yoktur. Aklımdan, mezar taşıma “Tıbba inanmıyorum” yazdırmak geçiyor. Zülfikar Ağabey’in başucunda imam Kuran okuyor. Ölüm döşeğinde okunabilecek kaç kitap var ki?
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Tamam, ölenle ölünmüyor. Lâkin yaşayanla da yaşanılmıyor.
Garson, boş bardakları alırken sordu: “Başka bir arzunuz?” Parmak kaldırdım: “Bir... Coca-Cola alayım.” Ruhi Mücerret, son arzusunu kararlaştıran mahkum edasıyla sordu: “Ilık Pepsi var mı?” Garson, her türlü aksaklığa anında ayak uydurmayı öğrenmişti: “İsterseniz şişeyi fırında biraz ısıtayım?” “Makbule geçer.”
“Kim 100 yaşında olmak ister ki?” diye mızıldandı. “99 yaşındakiler” dedim.
“Dün görüşemedik, nerelerdeydiniz?” “30 sene evvel bana ‘3 ay ömrünüz kaldı’ diyen doktorun cenaze merasimindeydim.” “Toprağı bol olsun.”