Seydanur Yılmaz

“Başka bir arzunuz?” “At, avrat, silah.” “Efendim?” “Porsche Carrera, Kate Moss ve Browning HP demek istedim.” Ağzımdan dökülen bu sözlerin anlamını bilmiyorum. Nihayet bunadım galiba.
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
“Zevk sahibi olmak, nelerin hoşumuza gittiğiyle alakalı değildir. Zevklerimizi araştırarak edinir, tarzımızı düşünerek oluştururuz.”
“Bastonunuzu şöyle alayım efendim.” “Lüzum yok. Bastonum beni seksi gösteriyor.”
Civan Kazanova benimle birlikte camiye geldi. Işık hızıyla ab-dest aldı. Aynı safta, omuz omuza namazı eda ettik. Cami çıkışında musafahalaştık. İbadet sonrası, ikimiz bir fidanın güller açan dalıydık artık. Bir elmanın iki yarısı. Aynı çorbadaki iki sinek.
“Merhaba efendim, ben Civan Kazanova. 23 Nisan töreninde tanışmıştık...” Saygılı bir tarzı, sevimli bir sesi var. “Nasılsın evlat?” Onu özlemiş gibi konuşuyorum. “Teşekkür ederim. Sağlığınıza duacıyım.” Hımmm, şu işe bakın. Biraz yakınayım, buna hakkım var: “Valla ben grip oluyorum galiba.” Acımı hemen paylaşıyor: “Ah geçmiş olsun. Yapabileceğim bir şey var mı?” Buz gibi bir sesle “Sanmam. Doktor musun?” diyorum. Afallıyor: “Hayır?”