“Bir insan nasıl olur da başka bîrinde kendini bulurdu? Ya da kendini bulmayı bir insanla sınırlardı. Peki yaşamın öteki etkinlik alanları, arkeoloji, arkadaşlar, aileler... Dünyanın ilişki olanakları, insanın kendini var etmesi için sunulan zengin çeşitlilik... Bütünleşmekten, kusursuz uyumdan söz ediyorlardı. Evet, kimi anlarda bu olabilirdi; sevişirken, düşünürken, tartışırken, iş yaparken, müzik dinlerken, sessizce otururken birlikte olduğun kişiyle bir an aynı duygulan hissedebilir, aynı sevinci, aynı kederi, aynı
heyecanı, aynı dinginliği yüreğinde duyabilirdi ama bunun süreklilik kazanması ancak bir mucizeyle gerçekleşebilirdi ya da her iki insanın da kendini başarılı bir biçimde kandırmasıyla. Sürekli uyum içinde olmak, uyumdaki güzelliği bozmak, içeriğini boşaltmaktan başka bir anlama gelmiyordu.”
Ama asıl bugünü karanlıktan kurtarmak gerek. Bir halk karanlık ve zülüm içinde yaşarken, yalnızca geçmişi aydınlığa çıkarmak için uğraşmak yeterli değil.