SEYHAN CAN

SEYHAN CAN
@SeyhanCAN
iyi bir “okur”, meraklı bir “gezer” ve ara sıra da “yazar”

SEYHAN CAN

, bir kitap okudu
Puan vermedi·208 syf.·
Beğendi
·
2024 11. kitabı
Daniel Arasse
8/10 · 7 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
SUSMANIN HÂLLERİNE DAİR BİR KİTAP: SUSMAK DERDİ
10/10
·234 syf.··
Beğendi
·
2024 10. kitabı
“Kelimeler başta olmak üzere zaman içerisinde insanlar, aşklar, meslekler, evler, yollar her şey değişiyor ama değişen pek bir şey yok aslında. Bu coğrafyanın hikâyesi de kendini tekrar ede ede büyüyor. Susmak Derdi, buna bir itiraz…” Bu cümleler Abdullah Ataşçı’nın Everest Yayınları etiketiyle okuyucuyla buluşan “Susmak Derdi”nin arka kapağında yer alıyor. Abdullah Ataşçı, “Susmak Derdi”nde, 1915’ten 2019’a Anadolu’nun farklı kentlerinde, yaşamlarını sürdüren on bir insanın susmasını dert edinmiş öyküleriyle çıkıyor bu kez karşımıza. Kitap, on bir kahramanın öyküsünden oluşuyor. Bu nedenle de her öykünün kahramanının ismi, öykünün de ismi olmuş. Yazar, bunu yaparak yaşarken yok sayılanlara, esamisi bile okunmayanlara, horlananlara bir nevi saygı duruşunda bulunmuş sanki. “Rukiye”, ilk öykünün kahramanı… Mekân Rize, yıl 1915. Cihan Harbi’nin tam ortasında, jandarmanın getirdiği bir mektupla aklını yitiren bir taze gelinin, acısını insana değil de bir ıhlamur ağacına anlatması, susmanın ilk çeşidi olarak karşımıza çıkıyor. İkinci öykünün suskunu Sarkis… 1922’de o büyük İzmir yangınında geçen bu öyküde, Sarkis’in içsel yangınını, nefes almadan okuyoruz. Üçüncü öyküde Sivaslı Mıhmığ çıkıyor karşımıza. Savaştaki kahramanlıkları nedeniyle köylüsünün gözünde kâh kuş olup uçan, kâh at olup kanatlanan ve türküleri dinlediğinde kendisi de türküleşen Mıhmığ’ın; köyünün gözbebeği iken nasıl da iki paralık olduğunu okuyunca hüzünleniyoruz. Lena, dördüncü öykünün adı ve kahramanı… Bu kez İstanbul’da, 1943 senesindeyiz. Varlık vergisini ve azınlıklara yapılan dayatmaları Lena üzerinden okuduğumuzda insanlık adına utançla susuyoruz. Beşinci öyküde anlatılan Mazlum, 1953’ün Erzurum’unda yaşıyor. Mazlum, zulüm gören demek. Zorba babasının zulmünü iliklerine kadar hisseden
Susmak DerdiAbdullah Ataşçı · Everest Yayınları · 201989 okunma
Beşpeşe’nin Peşinden
8/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2024 9. kitabı
Beş yazarın bir araya gelerek yazdıkları Beşpeşe, Türk edebiyatında teknik itibarıyla bir ilk… 2002’de Murathan Mungan ile başlatılan proje, 2004 başlarında Pınar Kür’ün romanın son bölümünü yazmasıyla tamamlanıyor. Konsept ve tasarımını Bülent Erkmen’in yaptığı bu proje kitap, beş ayrı bölümden oluşuyor. Her bölümün ikisi kadın, üçü erkek olmak üzere beş ayrı karakteri var, tıpkı yazar kadrosu gibi… Çünkü yazarların da ikisi kadın üçü erkek. Yazarlar, üslupları açısından serbest bırakılmışlar fakat kendilerine ayrılan bölüm 80.000 daktilo vuruşuyla sınırlandırılmış. Romanın temelinde bir aşk hikâyesi var. “Murathan Mungan’ın temel yapıyı ve karakterleri kurarak romanı başlatacağı, Faruk Ulay’ın soğutarak mesafe koyacağı, Elif Şafak’ın olayı ve karakterleri hareketlendireceği, karıştıracağı, Celil Oker’in gerilimi tetikleyeceği, Pınar Kür’ün de “beklenmedik” olanla toparlayıp romanı bitireceği” düşüncesiyle yazar kadrosunun sıralamasını Bülent Erkmen yapmış. Roman diyebilirsek eğer -ben daha çok birbirine eklemlenmiş öyküler demek istiyorum- çünkü bana bir roman gibi gelmedi, teknik itibarıyla gerçekten de farklı. Kitaptaki çocuk oyunlarına çağrışım ve özellikle de seksek üzerinden bir açılım göz önüne alınırsa Bülent Erkmen, yine bir oyunun çağrışımlarının izinden mi gitmiş? Çocukluğumuzda “Kim / Kiminle / Nerede / Ne Yapıyordu / Kim Gördü / Ne Dedi” diye bir oyun oynardık. Oyuncuların her birine şeritler halinde kesilmiş birer kâğıt verilir, oyuncular da yukarıdaki soruların cevabını yazarak bir sonraki oyuncuya verirdi. Tur tamamlandığında kâğıtların her biri açılır ve ortaya çıkan cümle okunurdu. Bazen çok komik bazen de çok saçma cevaplar çıkardı ortaya. Sonuç itibarıyla değil ama teknik itibarıyla bu kitap bana bu oyunu çağrıştırdı nedense. Burada farklı
BeşpeşeElif Şafak · Metis Yayıncılık · 2012793 okunma
Buda ansızın her şeyin boş olduğunu anlayıp "Şimdi her şeyi biliyorum" diyerek esrikliğinden sıyrılmıştı, Septimus Severus ise; "Omnia fui, nihil expedit" demişti: "Her şey idim, hiçbir şeye değmezmiş."
Sayfa 182·Kitabı okuyor
Edebiyat