Raif efendi içe kapanık dünyadan çok kendi zihninde yaşayan bir adam. Hikayenin akışında ona her ne kadar çok kızsam da o adamın karakteri bu korkak hareketlerle uyum içindeydi. Duygusal anlamda dayanıksız ve melankolik bir adam ve Maria Puderin bu adamda sevmediği şey bu çocuk gibi savunmasızlığı, kafasındaki kendinden emin onu heyecanlandiracak erkek imajından çok uzak olması ona karşı adeta bir 'anne' gibi hissederek şevkatle onu sevmesi. Fakat zaman geçtiğinde Maria Puder hastalanıyor ve Raif Efendi onunla özveriyle güzel bir şekilde ilgileniyor. Maria Puder ise içindeki boşluğun sebebinin onun erkeklere güvenmemesi,Raifin diğer erkekler gibi olduğunu sandığını ama artık onun emeklerini, ilgisini gördüğünde böyle düşünmediği söylüyor ki ben okurken Raifi hala okadar çok içine sindiremediğini ama hastalığının verdiği duygusallıkla coşkulandığını hissettim çünkü zorla sevmeye çalıştı ve bu gerçek sevgide olmaması gereken bir şey gibi geliyor bu kadar çaba gerektirmesi. Ama bu da hayatta çok olabilecek bir durum aşk sevgi arayan ve çalıştığı yerde erkeklerin en kötü halleriyle karşılaşan bir kadının draması gibi. İçimde bir kasvet bıraktı ama çok hayattan ve gerçekçi hisler verdi bana okurken. Sabahattin Alinin betimlemeleri ve yazım tarzını zaten çok seviyorum.