Şeyma Coşkun

Şeyma Coşkun
@Seymacoskn
9/10
·552 syf.··
2025 25. kitabı
·
53 günde okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2025 19:53
Kitapla ilgili öncelikle rahatsız olduğum birkaç şeye değineceğim. Yazarın çok sığ görüşleri var ve bu tüm okuma sürecinde okuyucunun gözüne sokuluyor. İnsanları din üzerinden iki uç noktaya ayırıyor ve seküler kesimin tamamen dinsiz olduğunu ve bundan dolayı tüm ahlaksızlıkları yapabileceğini vurguluyor. Dindar kesimin de bu insanlardan uzak durması gerektiğini yoksa onlara benzeyeceği endişesini duyuyor. Ayrıca bir insanın tesettürlü olmaması, daha serbest bir hayat sürmesi; onun ahlaksız ya da her türlü kötülüğü yapabileceği sonucunu doğurmaz. Kitapta bu kısımlar çok sıkıntılı ve okuma sırasında insanı çileden çıkarıyor. Kitabın konusu ve karakterlere gelirsek; Çok güzel bir hikayeydi. Feyzanın yavaş yavaş olgunlaşması, kendini ait hissettiği hayatı bulması, kızını yetiştirme süreci, Bilal’e olan aşkını okumak çok keyifliydi. Kitap bitene kadar hep Bilal ile kavuşmalarını bekledim ama daha anlamlı bir şekilde bitti. Okurken bazen sinirlensede insan her şeye rağmen okunmaya değecek bir kitap.
Huzur SokağıŞule Yüksel Şenler · Timaş Yayınları · 202518,3bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”

Şeyma Coşkun

, bir kitap okudu
9/10
·552 syf.··
53 günde okudu
·
2025 25. kitabı
Şule Yüksel Şenler
7.2/10 · 18,3bin okunma
Carl Gustav Jung İnsanlar, hayatın onlara sunduğu şeyleri, yönelttiği soruları ve verdiği görevleri kabul etmediklerinde ne kadar büyük bir risk aldıklarını fark etmezler. Acıyı ve ıstırabı hak etmediklerini düşünüp bunlardan kaçmaya çalıştıklarında, aslında doğalarına karşı bir borcu ödemekten vazgeçmiş olurlar. Bu tutum, hayatın bedelini ödemeyi reddetmektir. Ve tam da bu yüzden, hayat onları sık sık yoldan çıkarır. Kendi kaderimizi kabul etmezsek, başka türlü bir acı ortaya çıkar: nevroz. Oysa bence, yaşamak zorunda olduğumuz hayat bir nevrozdan çok daha iyidir. Acı çekeceksem, bu kendi gerçeğimden gelecek bir acı olsun. Çünkü, nevroz çok daha büyük bir lanettir. Nevroz çoğu zaman bir kaçışın, hayatı kandırma ya da sorumluluktan uzak durma çabasının sonucudur. Oysa insan, gerçekten olduğu şeyi yaşamaktan fazlasını yapamaz. Ve hepimiz çelişkilerle doluyuz. Uzun uzun düşündüm ve sonunda şu sonuca vardım: Kim olduğumuzu kabul etmek ve bunun getirdiği zorlukları göğüslemek en doğrusudur. Çünkü kaçmak, çok daha ağır bir bedel getirir.
Bilirdi ki, “ Duanız olmasa ne ehemmiyetiniz var?” diyen Cenab-ı Hakk, herhangi bir sebep ve hikmete binaen birtakım dilek ve isteklerini yerine getirmese bile, dua eden ve dileyen kulunu çok severdi…
“Bugünün gençleri, çabuk iş gören bir makine gibi yetişiyorlar. Fakat insan asla bir makine olmamalıdır. İnsanın iyi ile kötüyü, güzel ile çirkini ayırt edebilecek bir kafası olmalıdır. Ben bugünkü gençlikte en büyük eksiklik olarak bunu görüyorum. Çocuklarımıza başka türlü bir terbiye verelim. Yoksa talimli köpeklerden farkları kalmayacak…” Einstein