Seyma

Seyma
@Seymaek
" Dalga geçmemeli, ağlayıp sızlamamalı, nefret etmemeli; anlamalı. "
Ama bilmek ve şahit olmak en büyük mutluluktur. ... Git ve benim göremediklerimi gör, benim dokunamadıklarıma dokun, seveme diklerimi sev ve hatta, bu babanın çekmeye cesaret edemedi gi acıları çek. Dünyadan ve onun binbir halinden korkma". ... "Atlasımı sana emanet ediyorum” dedi, "Daima yanında taşı ve atıldığın bu macerada yolunu kaybedecek olursan bu düş atlası- nin sayfalarını karıştırabilirsin. Fakat kendini sakın kaptırma. Adına Dünya dediğimiz kitabı oku".
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ulema, cühela ve ehli dubara; ehli namus, ehli işret ve er-bab-ı livata rivayet ve ilan, hikâyet ve beyan etmişlerdir ki kun-i Kâinattan 7079 yıl, İsa Mesih'ten 1681 ve Hicretten dahi 1092 yıl sonra, adına Kostantiniye derler tarrakası meşhur bir kent vardı.
" Simurg'u göreme sen de bari küçük bir serçeyi gör. Kaf Dağına varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl; böcekleri, kuşları, çekleri ve tepeleri seyret. Bırak dünyanın haritasını yapmayı! Daha hayattayken bir taşı bir taşın üstüne koy. Gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam Dünya nın kendisini hiç görebilir mi?"
Etkinlik
Yunanlılar, nihayet felsefeyi kuşaktan kuşağa aktarılan bir sözler ya da hikmetler bütünü olmaktan çıkartarak, yazılı bir gelenek üzerinden ifade etmenin ve yazı üzerinden diyalektik bir tarzda tartışmanın ortamı haline getirdiler. Onların bunu başarmalarını mümkün kılan iki şey vardı: Refah ve merak. Buna göre, içinde felsefenin gelişebileceği toplumun belirli ya da yüksek bir refah düzeyine erişmiş olması vazgeçilmez bir şeydir. Böyle bir refah toplumunda felsefeyle uğraşacak kişinin, maddi ihtiyaçlarını karşılamak için çalışmak yerine, boş zamana sahip olma zorunluluğu vardır.