Müşkülpesent

Müşkülpesent
@SeymenToptan
History - Master degree
Historian
Ege Uni
İzmir
2003
9 okur puanı
Haziran 2021 tarihinde katıldı
Suç ve Ceza'nın Derininde Yatan Asıl Düşünce ve Raskolnilov
9/10
·687 syf.··
2021 4. kitabı
Dostoyevski tam bir psikolog edasıyla yazmış bu kitabı. Özellikle suçlu psikolojisini anlamak, empati kurmak için birebir. Katili tanıdığımız kitapların başlıcalarından demek yanlış olmaz. Evet katil, çünkü ortada bir cinayet var, ama bu cinayet gözüktüğü gibi para için işlenmiş bir cinayet değil. Düşünsel bir altyapısı yapısı var ve yazarımız bunu kitap boyunca arada sırada işlemeye devam ediyor. Bizim okuduğumuz aslında fakir bir hukuk öğrencisinin para için işlediği bir suç değil, bir hukuk öğrencisinin kendini büyük bir insan olarak kanıtlama çabasıdır. Raskolnikov, Napolyon gibi büyük insanların milyonlar öldürse de elinde sonunda kahraman ilan edileceklerini, küçük insanlarınsa sebebi ne olursa olsun tek bir kişiyi öldürse bile ayıplanacağını, toplumdan dışlanacağını ve suçlu ilan edileceğini düşünmektedir. Tarihe ve günümüze baktığımızda bu düşünce yerinde bir düşüncedir. Kimse insanların işlediği suçların cezasının kişinin unvanına göre değişmediğini savunamaz. Bu böyle gelmiştir ve böyle gidecektir, güçlü olan her daim haklı çıkacaktır. Raskolnilov da az önce söylediğim üzere bunu fark etmiş ve kötülüğün timsali olarak gördüğü yaşlı tefeciyi öldürmüştür. Kendisi aynı Napolyon gibi toplum tarafından kahraman ilan edilmeyi beklerken beklediğini ne toplumdan, ne de kendinden bulabilmiştir. Ne toplum Raskolnilov'u kahraman ilan etmiş, ne de Raskolnikov bu cinayetin verdiği suçluluk duygusuna uzun süre dayanabilmiştir. Fyodor Dostoyevski Suç ve Ceza
Edebiyat
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,2bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Michal Biran: Cengiz Han
Puan vermedi
Bugüne değin, hem Moğollar, hem de Cengiz Han üzerine müverrihlerce yapılmış onlarca çalışma bulunmaktadır. Bunların bir kısmı, genel olarak Moğolların dünya tarihi üzerindeki yerini kavramak amacıyla yazılmış daha umumi tarihlerken, bir kısmı ise Cengiz Han’ın şahsı ve faaliyetleri üzerinde yoğunlaşmışlardır. Örnek verecek olursak, David Morgan’ın The Mongols’u ve Jean Paul Roux’nun Moğol İmparatorluğu Tarihi saydığımız birinci türden eserler arasında yer alırlar. İncelemekte olduğumuz Biran’ın eseri ise ikinci türdendir denebilir. Ancak, eserin adının Cengiz Han olmasına karşın kitabın maksadı esas olarak Cengiz Han’ın kurucusu olduğu Moğol İmparatorluğu’nun İslam dünyasın üzerindeki etkisidir. Yazarın da belirttiği üzere “...onun İslam dünyasındaki rolüne odaklanan bir kitap henüz yazılmamıştır.”. Biz de yazarın dile getirdiği bu amacını ve genel okuyucu kitlesine hitap eden “Makers of the Muslim World” serisinden çıkmış olmasını göz önünde bulundurarak, inceleyecek ve gerekirse tenkit edeceğiz. Kitabın ilk bölümü, okuyucunun Moğolların içtimai teşkilatını daha iyi anlaması ve fütuhatlarında bu yapının etkilerini göz önünde bulundurması maksadıyla bozkır göçebeliğinin temel kavramlarının yazar tarafından açıklanması ile başlıyor. Kavramlar, genel okuyucu göz önünde bulundurularak net ve anlaşılır açıklanıyor, böylelikle okuyucu kitabın amacı ile ilintili olmayan detaylarda boğulmuyor. Aynı bölüm, Moğol İmparatorluğu öncesindeki Avrasya coğrafyasındaki genel durumu ele alıyor. Burası bizce yazarın mütehassısı olduğu alanın etkisinde kalmasının sonucu olarak ekseriyetle Kara Hıtaylar üzerinden anlatılmış bulunuyor. Elbette bu eleştiriyi yaparken Kara Hıtayların, özellikle Cürcenlerin baskısı ile Batıya göçlerinin yarattığı etki ve kültürel teması göz ardı ediyor
Cengiz HanMichal Biran · Vakıfbank Kültür Yayınları · 201921 okunma
Barthold: Turkestan v epohu Mongol’skago naşestviya
Puan vermedi
Müelliflerce bugüne değin Orta Asya olarak da bildiğimiz Türkistan coğrafyasına dair pek çok eser kaleme alınmıştır. Bunların bir kısmı belirli bir dönemi tetkik eden monografilerken, bir kısmı ise Türkistan’ın umumi tarihini ele alan giriş kitaplarıdır. Bu iki nevîden eserlerin ilmi kudretini ortaya koyan ise müelliflerinin analiz yetenekleri ile birlikte tetkik edebildikleri kaynakların genişliğidir. Barthold’un birçok müverrihin de teveccühünü kazanmış olan anıtsal eseri Türkistan’nı da membasının genişliği ile ilmi kudreti haiz ve günümüze kadar aşılamamış bir eser olarak karşımızda duruyor. Barthold’un eserini bu derece mümtaz kılan unsurlar, onun nasıl bir ilmî zemin üzerinde vücut bulduğunu bilmeye olan ihtiyacı da artırır. Zira bir metnin kıymeti kadar, o metni ortaya çıkaran şartlar, kullanılan kaynaklar ve müellifin takip ettiği usul de önemlidir. Bu sebeple Türkistan’ın telif sürecine ve eserin ilk şekillenişinden neşrine uzanan tarihçesine kısaca temas etmek yerinde olacaktır. Eser esas olarak, ünlü müsteşrikin magisterlik unvanını almak için hazırladığı tezi olarak ortaya çıkmıştır. Ancak tezi 19 Kasım 1900’de Petersburg Üniversitesi Doğu Dilleri Fakültesi’nde savunduğunda, magisterlik unvanı yerine üniversite senatosunun onayıyla doktor unvanına layık görülmüştür. Barthold’un tez savunma komisyonundaki kendileri de dönemin ünlü müsteşrikleri bulunan üyeler, eserin fevkalade olduğundan kati surette bahsetmişlerdir. Eserin bu başarısında şüphesiz Barthold’un 1893’te çıktığı Orta Asya gezisi ile birincil kaynaklar üzerinde çalışmaya harcadığı uzun mesailerin payı büyüktür. Bunun yanında, eserinin aldığı tüm övgülere karşın yapıtı eksik bulan Barthold, 1900’de çıkan Rusça tercümeye ekler ve düzeltmeler yapmak için Orta Asya’ya ve Batı’ya defaatle seyahatler
Moğol İstilasına Kadar TürkistanWilhelm Barthold · Kronik Kitap · 201795 okunma
Barthold: Turkestan v epohu Mongol’skago naşestviya
Puan vermedi
Müelliflerce bugüne değin Orta Asya olarak da bildiğimiz Türkistan coğrafyasına dair pek çok eser kaleme alınmıştır. Bunların bir kısmı belirli bir dönemi tetkik eden monografilerken, bir kısmı ise Türkistan’ın umumi tarihini ele alan giriş kitaplarıdır. Bu iki nevîden eserlerin ilmi kudretini ortaya koyan ise müelliflerinin analiz yetenekleri ile birlikte tetkik edebildikleri kaynakların genişliğidir. Barthold’un birçok müverrihin de teveccühünü kazanmış olan anıtsal eseri Türkistan’nı da membasının genişliği ile ilmi kudreti haiz ve günümüze kadar aşılamamış bir eser olarak karşımızda duruyor. Barthold’un eserini bu derece mümtaz kılan unsurlar, onun nasıl bir ilmî zemin üzerinde vücut bulduğunu bilmeye olan ihtiyacı da artırır. Zira bir metnin kıymeti kadar, o metni ortaya çıkaran şartlar, kullanılan kaynaklar ve müellifin takip ettiği usul de önemlidir. Bu sebeple Türkistan’ın telif sürecine ve eserin ilk şekillenişinden neşrine uzanan tarihçesine kısaca temas etmek yerinde olacaktır. Eser esas olarak, ünlü müsteşrikin magisterlik unvanını almak için hazırladığı tezi olarak ortaya çıkmıştır. Ancak tezi 19 Kasım 1900’de Petersburg Üniversitesi Doğu Dilleri Fakültesi’nde savunduğunda, magisterlik unvanı yerine üniversite senatosunun onayıyla doktor unvanına layık görülmüştür. Barthold’un tez savunma komisyonundaki kendileri de dönemin ünlü müsteşrikleri bulunan üyeler, eserin fevkalade olduğundan kati surette bahsetmişlerdir. Eserin bu başarısında şüphesiz Barthold’un 1893’te çıktığı Orta Asya gezisi ile birincil kaynaklar üzerinde çalışmaya harcadığı uzun mesailerin payı büyüktür. Bunun yanında, eserinin aldığı tüm övgülere karşın yapıtı eksik bulan Barthold, 1900’de çıkan Rusça tercümeye ekler ve düzeltmeler yapmak için Orta Asya’ya ve Batı’ya defaatle seyahatler
Moğol İstilâsı Devrinde TürkistanWilhelm Barthold · Türk Tarih Kurumu Yayınları · 202095 okunma
Moğolların İçtimai Teşkilatı
Puan vermedi
Moğolların tarihi, dünya tarihine olan tesiri dolayısıyla her daim müverrihlerin ilgilerini celbeden bir çalışma sahası olagelmiş, kütüphanelerimiz Moğollar ve özellikle de Cengiz Han üzerine yazılmış monografilerle dolup taşmıştır. Ancak bu monografilerin kaç tanesinin ana kaynakların ve müsteşriklerin çalışmalarının tetkikiyle yazıldığı bir yana, ilmi olanların içerisinde dahi siyasi tarihten sıyrılıp da Moğolların iktisadî ve içtimaî ilişkilerini, kabile yapılarını, geçimlik biçimlerini, hülasa içtimai teşkilatlarını tarih ilminin yanı sıra etnoloji, antropoloji ve sair yardımcı bilimleri de kullanarak inceleyen kaç müverrih, bu müverrihlerin kaç eseri vardır sormak lazım gelir. Vladimirtsov’un 1934 yılında Sovyet Bilimler Akademisi vasıtasıyla neşrettiği bu eser, mevzubahis ihtiyaca yönelik olarak kaleme alınmıştır. Evvela girişte Vladimirtsov’un kendisi, eserin açıkladığımız maksadını dile getiriyor ve kabaca bir serimini yapıyor. Bu serimde müverrih, Moğolların içtimai teşkilatını, kaynaklarımız ile takip edebildiğimiz 11. yüzyıl gibi en erken tarihlerden 19.yüzyıla değin bu teşkilatın zuhurunu, tekâmülünü ve inhilâlini, erken, orta ve geç asırlar olmak üzere üç evrede tetkik ettiğini ortaya koyuyor. Daha sonrasında ise ele aldığı devirler ile ilgili ana kaynakları ve araştırma eserlerini, ilmi metodolojinin gerektirdiği şekilde uzun uzadıya anlatıyor ve açıklıyor. Ancak müverrihin Çin, Japon ve Tibet dillerindeki yazılı eserleri, Batı dillerine tercümesi olmadıkça kullanamıyor oluşu, kendisini, bu dillerde yazılmış olan kaynaklardan konu ile ilgili elde edebileceği bulguları tetkik etmekten de fevkalade mahrum bırakıyor. Yazar bu açığını Chavannes, Paul Pelliot, Pyotr İvanoviç Kafarov (Palladiy), gibi Sinologların çeşitli mecmualardaki makale ve yaptıkları
Moğolların İçtimai TeşkilatıB. Y. Vladimirtsov · Türk Tarih Kurumu · 19959 okunma