Seyran

Yine de hayata evet!
10/10
·166 syf.·
Beğendi
·
2023 3. kitabı
1946 yılında ve 9 günde yazılmış bir kitap. Nöroloji Bölüm Başkanı olduktan sonra Frankl kampta yaşadıklarını kitap haline getirir. Logoterapinin fikir babasıdır ve logoterapiyi kitabın ikinci kısmında yer verir. Birinci kısımda ise Auschwitz de yaşadıklarını oldukça çarpıcı biçimde aktarır bize. Nietzsche'den şu alıntıyı severek kullanır '' Yaşamak için bir nedeni olan insan her türlü nasıla katlanabilir.'' Toplama kampında kişiye kalan tek şey insan özgürlüğünün sonuncusu olan insanın ''verili koşullar altında tavrını seçebilme'' özgürlüğüdür. Yaşantının tüm fiziksel ve zihinsel ilkelliğine rağmen ruhsal yaşamın derinleşmesi ve bunda zengin bir entelektüel yaşama alışmış olan duyarlı kişiler bundan daha fazla etkilenseler de iç benlikleri diğer insanlara göre daha az hasara uğrar. Kendilerini çevreleyen korkunçluklardan iç zenginliklerine ve ruhsal özgürlüklerine sığınarak korunabilirlerdi. Tüm bu ilkelliğe rağmen kampta, yaşamımızda ve her zorlukta ''sevgi'' insanın ulaşabileceği en yüksek ve en büyük hedeftir. İnsanın kurutuluşu sevgiyle ve sevgidedir. Elinde hiçbir şeyi kalmamış bir insanın dahi kısacık bir an için bile sevdiğine ilişkin düşüncelerinde nasıl mutluluk duyabileceğini anladım. Yaşamda her zaman bir seçim yaparız her gün her saat bizi öz varlığımızdan içsel özgürlüğümüzden soyutlamakla tehdit eden güçlere boyun eğlemeye yönelik. İnsanın acısına ve ıstırabını neden olan durumu değiştiremiyorsa bile ona karşı tutumunu belirleyebilir. Hayatta karşılaştığımız her zorlukta atlatamayacağımızı düşündüğümüzde bile bu duyguyla nasıl başa çıkacağımıza dair sağlam bir metottur bu. Son olarak beni en çok düşündüren cümlesiyle incelememi tamamlıyorum; Her türlü uyanık olalım: Auschwitz'ten beridir insanın neler yapabileceğini biliyoruz. Hiroşima'dan bu
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,4bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Her Söz Bir Penceredir ( ya da Bir Duvar)
10/10
·264 syf.·
Beğendi
·
2023 2. kitabı
Hepimizin ihtiyacı olan şiddetsiz iletişim. Kitabın en başında beni etkileyen bir şiir vardı onunla başlayayım Öylesine mahkum hissettiriyor ki sözlerin, Sanki yargıladın beni ve sürgüne gönderdin... Çekip gitmeden önce mutlaka bilmeliyim, Gerçekten bu mu söylemek istediğin? Savunmaya başlamadan sana kendimi, Dile gelmeden, acıyla ya da korkuyla, Sözcükler bir duvar örmeden aramıza, Doğru mu duyduğum, bir daha söyle bana. Bir söz bazen bir penceredir, ya da bir duvar, Mahkum da eder kişiyi, azat da eyler... Konuşur ve dinlerken ben, Sevginin ışığı aksın içimden, izin ver.... Pek çok şey var söylemen gereken, Ve onlar öyle önemli ki benim için... Anlatamazsam sözcüklerle derdimi, Özgürleşmeme yardım eder misin? Eğer seni yermiş gibi göründüysem, Eğer düşündüysen umursamadığımı, Duymaya çalış sözcüklerimin arasında Seninle paylaştığımız bütün o duyguları. Ruth Bebermeyer Her hangi bir şeyi büyütebilmek için bu bir sevgi şirket aile ülke olabilir sağlıklı iletişim kurmamız gerekir. Görünenin ardında duygu ve ihtiyaca odaklanmayı bize ifade ediyor ve zemin hazırlıyor yaşamda ilk kendimize sonra etrafımızdakilere başka bir perspektiften sunuyor. Gözlem,duygu,ihtiyaç,istek ve ricayı uzun uzun anlatmış ve herkesin okuması gereken bir kitap.
Şiddetsiz İletişimMarshall B. Rosenberg · Remzi Kitabevi · 20202,332 okunma
Puan vermedi·160 syf.·
2022 1. kitabı
John Stuart Mill 1806 da doğup 1873 de vefat etmiş İngilizlerin en büyük filozoflarından biridir. Babası bir filozoftur. James Mill faydacılık kuramının kurucusu olan Jeremy Benthon’un arkadaşıdır. Benthon kurucusu Mill ise en büyük savunucusudur. Faydacılık acıdan kaçıp zevkin peşine gitmesidir, dolasıyla insanlar rasyonel varlıklar olduğunu, onlara zarar getirenin değil fayda getireni tercih edecekleri bir kuramdır.. Babası faydacı gibi yetişiyor John’u. İngilizce Yunanca Latince kitapları okuyor yoğun bir şekilde babası tarafında eğitim görüyor hiç okula gitmiyor sadece 14 yaşında bir yaz okula gidiyor ve oradaki ünlü bir üniversiteye katılıyor. Bütün aldığı eğitimlere rağmen kibirli bir yapısı yok çünkü babası onu hiç övmüyor ama ilginç biri. Arkadaşları ve sosyal çevresi oyuncakları yok tatile bile gitmiyor. Bu çok sıkı çalışma sonucunda yirmi yaşında zihinsel bir buhrana giriyor her şeyin saçma olduğunu düşünüyor tüm bu okumalarına rağmen insanlara katkı sağlamak istiyor ama bunun mutluluk getirmediğini anlıyor yani amacı olmadığını kavrıyor ve hayattan mutluluk keyif alamayacağını hissediyor ve intihar düşüncesine kadar gidiyor. Depresyona giriyor sonrasında müzik ve sanatla bu buhrandan kurtuluyor. Bu buhranın da babasını suçluyor eleştiriyor ona şiir ve müziği öğretmediği için. İnsanın sadece faydalı şeylerin peşinden koşup zararlı şeyleri reddeden bir varlık olmadığını komplike bir varlık olduğunu söylüyor. Özellikle maddi değil manevi kazanımların önemini anlıyor ruhun gıdalarında vücudun gıdaları kadar önemli olduğunu kavrıyor ve faydacılığı ileriye taşıyor. KADINLARIN KÖLELEŞTİRİLMESİ Argümanı çok nettir. “(...) iki cinsiyet arasındaki sosyal ilişkileri düzenleyen ilke – bir cinsiyetin diğerine olan yasal bağımlılığı – kendi içinde yanlıştır; halihazırda,
Kadınların KöleleştirilmesiJohn Stuart Mill · Bilge Kültür Sanat · 2017235 okunma
1+1, 1 eder mi?
Puan vermedi·56 syf.·
2021 25. kitabı
Kral Oidipus daha önce izlediğim bir film sahnesini hatırlattı bana adı Incendies (İçimdeki Yangın); yazar Wajdi Mavawad’ın, yönetmen Denis Villeneuve tarafından beyaz perdeye taşınan ödüllü bir tiyatro oyunu. Hem oğlunun hem de çocuklarının babasının aynı kişi olduğunu öğrenen baş roldeki kadının kalbi zayıf düşüyor ve ölüyor.Tıpkı İokaste gibi. Yunan mitolojisinde, farkında olmadan babasını öldüren ve annesiyle evlenen Thebes Kralı Oidipus.Kadersiz Kral. Şems-i Temrizin dediği gibi '' Kaderden kaçamazsın,kaçış da kaderdir.'' Filmin son sahnesinde de olduğu gibi bize bildiğimizin aksine 1+1'in 1 eder diyor vesselam.
Kral OidipusSophokles · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201911,3bin okunma
Savunma
10/10
·200 syf.·
Beğendi
·
2021 24. kitabı
''Sorgulanmayan hayat yaşamaya değmez.'' Felsefenin ilk şehididir, Sokrates. Şehrin tanrılarına inanmamak, yerine yeni tanrı koymak ve gençleri yoldan çıkarmaya teşvik ettiği için Miletos, Anytos ve Lykaon tarafından suçlanır. Ölüm karşısında dahi dik durmuş bir filozof bize kendi düşüncelerimizin de arkasında durmayı öğretiyor. Özellikle bu kitabı okurken de Sokrates için kapsamlı bir okuma yaparken de şu cümlelerin bana her daim yol gösterici olacağını inanıyorum. Bunlardan biri ''Kendini tanı'' Delphi Tapınağının da girişinde yazan o meşhur söz, çıkış noktası belki de giriş diyebiliriz. Bir diğeri ise ''Okuduklarınızı ve duyduklarınızı değil kendi öz düşüncelerinizi, kendi içinizde olup bitenleri söyleyin. Başkalarının ağaçlarından meyve yeme alışkanlığından sıyrılarak, kendi bahçenizin fidanlarını yetiştirin. İşte o zaman meyve yemenin zevkini tadacaksınız.''
Felsefe
Sokrates'in SavunmasıPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202564,7bin okunma