Zira padişah, bir gösteriş ve inkılâp hastası değildi. Asırlar boyunca tekrarlana gelen kanlı ihtilâl ve mesnetsiz inkılâplardan nefret ediyor ve onun için de çâreyi maarif politikasına hizmette görerek durmadan yüksek ve orta mektepler açıyor; mühendishaneler, sanat kursları, tıbbiye, mülkiye gibi sivil ve askeri talim ve tedris müesseseleri kurarak genç istîdatlara imkanlar sağlıyordu.
İkinci Sultan Abdülhamid, hemen her teşebbüsünü baltalayan ya da çürüğe çıkaran gizli düşmanlarına rağmen, bir memleketin kalkınmasında insan gücünü değerlendirmenin ve cehâletle güreşmenin hemen tek selâmet çâresi olduğuna inanmış büyük devlet adamıydı.