Sezgi

Sezgi
‘‘Yükseldi arşa neşvesi dünun, esâfilin; Toprakta gizli kaldı bizim âh-û zârımız.’’
‘’Önceden varlığını sana uzaktan hissettiren bu büyülü imge zihninle mistik bir evliliğe girip iç dünyanı elde eder, ama sen sevgi dolu utangaç bir sevinç içinde düşüncelerinin karamsar ve çorak çalışma alanına giren bu tatlı gelini ne aramaya ne de kollarına almaya cesaret edersin. Oysa bu büyülü resmin ışıltısı zihnini parlak bir ışıkla doldurur, sözü edilemeyen bu şeyi elde etme umudu, özlemi ve güçlü isteği içinde yıldırımlar çakarak uyanır ve dile getirilemez bir acı içinde yitmek ve o güzel büyülü resmin kendisi olmak istersin. Düşten uyanmanın ne yararı olur? Dış dünyaya döndüğünde delici bir acıya dönüşen adı konmamış bu sevinç, ruhuna eziyet eder ve bundan başka ne kalır? Çevrendeki her şey sana kurak, hüzünlü ve gri renkte gelmeye başlamaz mı? Gerçek varoluşunun bu düş olduğu duygusuna kapılıp, o güne dek yaşadıklarının sersemlemiş duygularının bir yanılgısı olduğunu düşünmez misin? Bütün düşüncelerin, içinde dış dünyanın kör ve karmaşık çabalarından saklanan tatlı gizinin olduğu yakıcı duyguların ateş gibi kadehine odaklanmadı mı? Demek ki bu düşsel ruh halinde ayağını sivri taşlara çarpıp yaralayabilir, önemli kişilere rastladığında şapkanı çıkarıp onları selamlamayı unutabilir, gece yarısı arkadaşlarına "günaydın" diyebilir ve önüne çıkan kapıya onu açmayı bilir unuttuğun için başını vurabilirsin. Kısacası böyle bir durumda ruh, bedeni nereye giderse gitsin ona uymayan çok geniş, çok uzun ve çok rahatsız bir giysi gibi taşır.’’
Alıntı
Reklam
"Düşünce sezgiyi yok eder ve düşüncenin gerçekçi aynası bir zamanlar anasının bağrından koparılmış insanın zihninde, var olduğu ve bir kul olarak boyun eğmek zorunda olsa da anaç kraliçenin önüne serdiği en derin ve en zengin madende bir hükümdar kadar egemen olduğu bilincini oluşturana dek o insan kör ve duyarsız, çılgınca sanrılar içinde evsiz barksız dolaşıp durur."
Alıntı
Yapay zekaya, Hoffmann-Doge ve Dogaresse (Duka ile Karısı) öyküsünü resmettirdim. Harika oldu 👉👈
Edebiyat
9/10
·336 syf.·
2025 8. kitabı
Anlatım tarzıyla beni hapsetti diyebilirim. Elimden düşürmeden hemen başladığım gibi bitirdim. Kum Adam öyküsü cidden çok güzeldi ama ben sanırım Doge ve Dogaresse öyküsüne fena vuruldum Yarı hayal yarı gerçek fazlasıyla gotik ama aynı zamanda psikolojik temelli bu öyküler (masallar) zihnimdeki unutulmaması gerekenler rafında saklanacaktır…
Kum AdamE. T. A. Hoffmann · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20081,520 okunma