Gül aşkın her çeşidinde sevgiliyi temsil eder. Bülbül ise onun aşkıyla tutuşan âşıktır. Efsaneye göre, gülün rengi eskiden kırmızı değilmiş. Bülbüle o zaman da hiç yüz vermezmiş. Gülün bu kayıtsızlığına dayanamayan bülbül, günün birinde gidip onun gövdesine konuvermiş. Dikenler bülbülün göğsüne batınca akan kan gülün dibine dökülmüş ve köklerinden damarlarına doğru yayılmış. Gül, işte o günden sonra kan kırmızı açmaya başlamış.
Bu eksik sana değil, bana ait. Bende inanmak noksanmış.
Beni bu kadar çok sevdiğine bir türlü inanmadığım için, sana aşık olmadığımı zannediyormuşum. Bunu şimdi anlıyorum.
Demek ki, insanlar benden inanmak kabiliyetini almışlar.
Ama şimdi inanıyorum. Sen beni inandırdın.
Seni seviyorum. Deli gibi değil, gayet aklı başında olarak seviyorum.