"İnsanoğlu kendine yetmesini bilseydi, önemli bir sorunu çözümlemiş olurdu."
(Dilime ben çevirdim.)
Kendine yetmek... Denizciler çok iyi bilir bunu.
Çünkü yaşamışlardır bu olanaksızlığı.
Ancak bir çılgın yetebilir kendine.
Çünkü onun dünyası başkalarıyla doludur.
Duyduğu sesler, gördüğü görüntüler, insanlar, hayvanlar, sanrılar birer gerçektir onun dünyasında.
Onlarla konuşur, onlarla sevişir, onlarla kavga eder.
Onlar vardır çılgının dünyasında.
Ama çıldırmayan, henüz çıldırmayan bir insan nasıl yetebilir kendine? Çılgına öykünerek mi? Kuşlarla, köpeklerle konuşarak mı? Deniz kızları yaratarak (denizdeysen eğer), dağ kızları yaratarak (dağ başındaysan eğer), çöl kızları yaratarak (çöldeysen eğer) mı?
Onlarla mı sevişir? Onlarla mı konuşur? Onlarla mı yazışır?
At yolu biliyor. Çukurları, taşları.
Ağır ağır ilerliyor; ağır ağır, ama sekmeden, en daracık keçi yollarında.
Haritasını biliyor gittiği yolun.
At götürüyor bizi, at buluyor yolumuzu.
At buralı, biz değiliz.