Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Spoiler İçerebilir
Bu bir incelemeden çok romanın bende uyandırdığı izlenimi ve duyguları subjektif bir şekilde paylaştığım, kendi hislerimden ve romana nasıl yakınlık duyduğumdan bahsettiğim ufak bir yazı olacak.
Bu roman beni gerçekten etkileyip kalbime dokunduğu için yapacağım ilk inceleme yazısını hak ettiğini düşünüyorum.
Yazarın hayatından çok ortak nokta taşısa da yazardan farklı bir kişilik olan Yozo'nun hayatının bir kısmını bize aktardığı bir roman bu. Son sözde de söylendiği üzere, Yozo hep anlaşılmaktan dehşet duymuş, hem anlaşılmak arzusuyla kıvranmış, hem doğruları kusmak istemiş hem de yalandan ve maskelerden kurtulamamış bir kişilik.
Trajedi dolu hayatını anlattığı paragraflar boyunca beni etkileyen, düşündüren, boşluğa daldıran çok fazla ifadeyle karşılaştım ve birçoğunu yine sayfama alıntıladım. Beni rahatsız eden bir şekilde, Yozo bana çok tanıdık hissettirdi. Mutluluğa ve huzura olan yabancılığı, insanlara karşı içine sığındığı kalın camdan yapılma "soytarı" adını taktığı fanusu olsun, cümlelerini kuruşuna sinen melankolisi olsun, zihninin ücra köşelerinde dolaşan kendi kendine acı çektirme ve güvensizliklerle boğuşması olsun... Bahsi geçen kişi Yozo ile, ya da belki de çok büyük oranda kendi hayatından esinlenmiş olan Dazai ile ruhlarımız arasında bir bağ bulunduğunu hissettim okurken.
Ben hiç böylesi bir trajik hayata maruz kalmadım. Skandallara karışmadım. İnsanlara karşı kasıtlı olarak maske takma çabasına girmedim. Yoksulluk çekmedim. Sevgisiz kalmadım. Kimsesiz kalmadım. Buna rağmen okurken kendimi buldum, kendimi gördüm ve kendimi işittim. Ruhumun hangi köşesine dokundu bilmiyorum ama çok çok daha iyi bir hayatın içerisinde yaşıyor olsam da, Yozo'nun içinde bulunduğu o sıkışmışlık, mazoşistçe davranma, kendine ceza kesme, arafta