"Anlamıyorum. Oyun nerede bitiyor, hayat nerede başlıyor, hiç anlamıyorum." (sayfa: 90)
O kadar anlamlı cümleler ki...
Uzun süredir Oğuz Atay eseri okumak istemiştim. Ama hangisinden başlamam gerektiğini bilmiyordum. Arkadaşımın hediye etdiyi Oyunlarla Yaşayanlar'dan başladım. İlk okumaya başladığımda tam anlayamadım ama okudukça, o kadar çok sevdim ki... Okurken kendimi orada onlarla birlikte oynuyormuş gibi hissetdim.
Evet 108 sayfa ama her bir sayfası dolu dolu. Okudukça çok keyif aldım.
Oyunlarla Yaşayanlar, Oğuz Atay'ın yazdığı tek tiyatro oyunu. Tiyatro eseri Devlet Tiyatroları'nda sahnelendi.
Varoluş sorunlarıyla boğuşan ve tutunmaya çabalayan ve bunu pek başaramayan okur-yazarımızın kara güldürüsü.
Oğuz Atay'ın tutunamayan karakteri Coşkun. Emekli tarih öğretmeni, hayata oyunlarla 'tutunmaya' çalışan ama tutunamayan Coşkun Ermiş'in dramı.
Oğuz Atay, seninle tanışdığıma çook sevindim kendi çapımda...
İlk defa Jack London eseri okuyorum. İyiki de okumuşum.
Onu söylemeliyimki çok güzel ve özel eser.
Martin Eden'i çok uzun sürede okudum. Her bir cemlesi o kadar anlamlı ki, okuduğunuz zaman gerçekten emek verilerek yazıldığını anlıyoruz. Okurken bazı altını çizdiğim cümleleri sizinle paylaştım.
Hayatımda okuduğum en güzel romanlardan biridir.
"Martin Eden" Jack Londonun yarı otobiyografik romanıdır. Aslında Jack London Martin Eden kişiliğine bürünmüş halidir. Yirmili yaşlarında olan Martin denizcidir. Bir gün Ruth ile karşılaşır. Bununla hayatı değişir.
Roman bana, "Aşk nedir? Aşk insana neler yaptırır?" sorularına cevap bulmama çok yardımcı oldu.
Martin aşkı uğruna çok zorluklar gördü.
Martin ne zaman zor durumda kalsa hep kitaplara sığındı. Kitapta şu cümleler hep aklımda kalıcak.
"Etrafına, üç beş kitapına şefkatle baktı. Yanında kalan yoldaşları sadece onlardı."
sayfa: 301
Kitapın sonu hiç beklemediğim gibi bitdi.
Martin bana çok şey öğretdi. Bundan sonraki hayatımın bir köşesinde hep Martin Eden olucak...
HERKES MUTLAKA BİR GÜN OKUMALI !!!