Kendi içindekilerin doğrudan o binlerce vebalı sese karışmak üzere olduğunu hissettiğinde, tek tek her acısının aynı zamanda başkalarının da acısı olduğu ve acının çoğu kez tek başına yaşandığı bir dünyada bunun bir avantaj olduğu düşüncesi onu durdurmuştu.
Ancak bir yandan da bu güncenin kesin bir zafer güncesi olmadığını biliyordu. Bu, yalnızca kendi gördüğü kadarıyla korkuya ve onun tükenmez silahına karşı yapılması gerekenlerin bir tanıklığından başka bir şey olamazdı; ama aynı zamanda da, içlerinden kopan fırtınalara karşın, bir aziz olamadıklarına göre, felaketleri kabullenmeyi reddederek, yine de doktorluk yapmaya çalışan bütün insanların bu korkuya karşı daha neler yapabileceğine de tanıklık edecekti bu anlatı.