Ünal Koç, 2002 yılında SBF Kamu Yönetimi Bölümü'nden me zun oluyor. O yıl kaymakamlık sınavlarına giriyor. Yazılıyı 10'uncu olarak kazanıyor. Mülakatta çaktırılıyor. 2004 Mart'mda yeniden sınava giren Ü.K., bu defa 2'nci oluyor. Ama yine mülakatta çak tırılıyor. Ü.K., torpil peşine düşmek yerine kitaplara gömülüyor.
2004 Ekim'indeki sınavda l'inci oluyor. Mülakatta yine çaktırılıyor.
Ne özürlü, ne bir eksiği var. Sadece torpili yok.
"Bakanlık, yazılı sınavı kazanan 500 kişiden 400'ünün mülakat sonucu işe başlatılacağım açıklamıştı. Ama sonradan aralarında be nim de bulunduğum 80 kişinin mülakatta kaybettiği bildirildi. 320 kişi alındı. Bana önce memleketim ve mezhebim soruldu; Tunceli ve Alevi deyince jüri üyelerinin suratlarını görmeliydiniz. Nitekim arkadan hepsini doğru yanıtlamama rağmen birbirinden kazık YARGIDA EŞİTLİK 149 sorular geldi. Benim gibi Alevi olan bir bayan aday vardı. Yazılıyı üçüncülükle kazanmasına karşın o da mülakatta kaybetti. Nisan ayında yeni bir sınav düzenleyeceklermiş. Anlaşılıyor ki, bu sınav da kazanamayan kendi adamlarına yeni bir şans verecekler. Ülke işte bu zihniyetle yönetiliyor."
" Bir insan tanıyorsun, bakıyorsun adamın karı koca ilişkisi mış gibi, çocuklarina yaptığı babalık mış gibi, mesleğini icra edişi mış gibi. Ve sana gelip diyor ki, 'dostluğumuza güvenebilirsin, bizimki gerçek dostluk!' Bu adamın dostluğunun da mış gibi..."
Karşındakini kendin gibi saygıdeğer bir insan ola rak görecek ve kendine duyduğun saygmm aynısını karşmdakine de göstereceksin. Ancak o zaman insan insana bir aile, insan insana bir komşuluk, insan insana bir toplumsal yaşam oluşabilir.