kendi kendime 'bundan sonrası bahar' derdim; bahar yolda, güneş, ışık, gül, çiçek, koku, şenlik, coşku, diriliş yolda, içimi bir ay gibi sıcacık ısıtan bahar, o beklediğim bahar. Ama bahar gelmedi. Subay oldum, bahar gelmedi. Önemli vazifelere başladım, bahar gelmedi. Devlet ve ordu uğruna bir insanın yapabileceği her şeyi yaptım, ama bahar gelmedi. Ne yağmur dindi, ne kar durdu. Kar ve yağmur kaldığım yerlerin pencerelerinde, o ülkenin geçit ve doruklarında, pusu ve sığmaklarımın çatlaklarında, deliklerinde buldular beni. Her zaman. Hele bir şimşek gibi görülmemiş bir hızla geçen şu birkaç yılda, bahar geleceği yerde kar ve yağmur daha da şiddetlendi. Daha da köşeye sıkıştım, arkadaşlarım, dostlarım, ilişkilerim azaldıkça azaldı, öyle bir karmaşanın içine düştüm ki ne kimseye anlatabiliyordum, ne bir kimse farkına varıyordu, ne de umursayan birileri vardı.