Keşke orjinal dili ile okuma imkanı bulabilsek anadilde yazılan tüm yabancı kitapları.Kürtçe bilmeyi isterdim yazarın orjinal kaleminden dökülen satırları.Bizim coğrafyamıza yabancı değil,bizim içimizden çıkmış bizim toprakların bağrında elvan açmış yazarlarimizdan biri.Sevdim kitabını bazı yerlerini abartılı bulsamda erkek okuyucu kitlesini kendine çekmek için de olbilir düşüncesine de kapıldım zaman zaman.Neyse asıl konumuza dönecek olursak yazarımız bana çok renkli bir coğrafyamız olan Anadolumuzun ince ince nakış nakış hasret sözcükleri ile yıkadığı satırlarını,aslında farklı mahalleden olsak da ayni hasret türküsünü söylediğimiz aynı gökkubenin altında aydinlandigimiz günlerin hasretiyle yazmiş geldi bana bu kitabinda.Teklik Allaha mahsustur.Sözüne atfen.Biz gök kuşağı gibi elvan çicekli bir ülkeyiz.Her şeyi tabi ki tek renge indiremeyiz Yaşar Kemalinde dediği gibi;"Bir toplum hoşgörüsü kadar sağlam,güçlü, haklıdır.Zülmü kadar zalim,zayıftır.Irkcılık ise en korkunç hastalıktır."
Bundan sebeb yazar da sonunda( iki farkli mahallede) karşıt ve zıd görüşlü insanın ,aynı hataya düşüp hatalarından düştükleri yerden el ele tutuşup kalkmalarını ve o kalkişı ile ölüme koşuşlarını anlatıyor bize.Bazı şeyler evrenseldir.Acı gibi,göz yaşı,ayrılık,ölüm,hastalık,yalnızlık,çaresizlik,korku,öfke,sabır,hoşgörü,ve sevgi ve aşk gibi... Hâlden hâle,duygudan duyguya geciş yaşarken onlarla bir ruhunuzda inişler ve çıkışlar yaşıyorsunuz,kendi içsel yolculuklarında emellerinin,arzularinin, hirslarinin,kavgalarinin öfkelerinin gadabinda yitirelen toprağa düşen taze canlari okuyorsunuz,her iki taraftanda tipki yillardir oldugu gibi üzülüyorsunuz...Umarım bir gün yaşar kemalinde dediği gibi Bu ülkenin bağrında ki çok zenginlikli renkli kişilikli farkindaliklari fark ederek severek