Ahmet Koç

Medeniyetin getirdiği inceliğin ve zarafetin bir bedeli olması gerekir diye düşünebiliriz. Medeniyet inceliği veriyor insana, karşılığında içtenliğini alıyor. Medeni insanların hayatlarının her yönünde yapma kurallara boyun eğmeleri, onları kendilerinin olmayan bir yaşayış içine hapsediyor. Bundan şikayetleri yok onların elbette. Çünkü artık yaptıkları ile düşündükleri arasında bir zıtlık duymayacak kadar medeni haline gelmişlerdir.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İslam değerlerinin çağımızın bilim ve teknik kafasıyla birleşip beraber yaşayacağını ummak bir avuntudan ibarettir. Çünkü günümüze hakim olan bilim ve teknik, Batı'da belli bir dönemde belirlenmiş bir kaf a yapısının uzantısıdır; belli bir toplumsal yapının sinesinde gelişmiş, vasıfları İslam'a taban tabana zıt bir sınıf eliyle gücünü dünya ölçüsünde yaymıştır
Bu esas dahilinde İslam'da öz ve biçim ayrımı yapmak mümkün değildir. Gerçi bir zahiri bir de batıni fıkıh sözkonusu edilmektedir. Ama bu ayrım, İslam'a bağlı herhangi bir durumun çelişme ve çekişmelerle ortaya çıktığını göstermez. Yani Müslüman zahiri fıkıh (şeriat) uyarınca düzenlediği hayatını batıni fıkıh (tasavvuf ) hükümleriyle alt üst etmez. Yunus Emre'nin 'Kapıda kaldı şeriat" mısramı, batıni fıkha ulaştıktan sonra zahirdeki kuralları bıraktım anlamında değil de; davranışlarımın kapısını şeriat tutmaktadır, ben ancak şer'i esaslara uymak suretiyle içimdeki zenginliği artırabilirim, hayranlığımı daha üst seviyeye vardırabilirim, şeklinde de yorumlamak gerekir.
"Mutluluğu bilirsin, mutsuzluğu bana sor." Ferdi Tayfur
dünyaya bir kere bakarız, çocuklukta,gerisi hatıradır.