Yağmurlu bir günden, keyifle okuyup bitirdiğim öykü kitabı "Kelimeler Alıyorum" ile dolu dolu bir merhaba.Kimileri çok iyi bilir bazı kitaplar yağmurlu günlerde okunamaz,bazi şarkılar dinlenilemez, bazı kelimeler söylenilemez fakat bu kitap baharın son yağmurlu günlerine çok yakıştı diyebilirim belki de öyküde ki öğretmen Orhan'la yağmurlu serin sokaklarda yürümek keyifli gelmiştir :)
Yazarın okuduğum ikinci kitabı 4 öyküden oluşan 227 sayfalık bir kitap ve yine duyguyu okuyucuya çok güzel yansıtmış
İlk öyküyu okurken vermek istediğim onlarca kelimem olduğunu farkettim herkes gibi... "kitaplıktan gelen sesler" i okurken neden 2 günlük tatillerimde bile kitaplarımı yanımdan ayirmadigimi daha iyi anladım çünkü ben o sessizliğe dayanamazdım...
Dönem kitabı olmasına rağmen akıcı sade diliyle sıkmayan, karakterlerin duygularını okuyucuya geciren etkili bir anlatıma sahip. Bu değerli kitabımız; memleketi Van'dan İstanbul'a gelip eğitim gören çalışkan, kültürlü, hayat dolu, uzun kızıl saçları,yeşil gözleri ve zarifligiyle dönemin karşıt görüşlere sahip asker Firuz'un gönlünü kazanmış, papaz kızı Varşo'nun hayatını konu alıyor.Dönemin karışıklığı arasında; isyan,zulüm,açlık, hastalık,sürgünler'le geçen bir ömür ve hayatta kalmayı başaran Varşo ölmeyimi tercih ederdi acaba diye çok düşündüm okurken.En çok da Firuz'un aşkına olan sadakati beni çok etkiledi öyle ki bu coğrafya da böyle aşklar çok yaşandı.Ya hazin bir sonla yada acı bir tebessüm'le anıldı...
Varşo' nun hikayesini okurken çok etkileneceksiniz yoksa Zeynep mi demeliyim?.. ona siz karar verin...