Yeterince seven insan, âşık olduğu kişiyi öldürmez. Âşık fedakâr olmak zorundadır. Her âşık da öyle söyler zaten. Senin için ölürüm der, dünyayı kırmızı bir halı gibi ayaklarına sererim der, senin için yapamayacağım şey yoktur der. Der de der işte. Ama âşık olduğumuz insanı öldürdüğümüzde onun için değil, kendi öfkemizi yatıştırmak için elimizi kana bularız. Kendi duygularımızı tatmin etmek için. Bunun adı bencilliktir. Korkunç bir bencillik. Vahşetin daniskası. Hayır, Nevzatcım, aşk öldürmez, eğitimsiz, bencil, ruhsal olarak gelişmemiş insan öldürür. Sorun aşkta değil, sorun nasıl seveceğini bilmeyen insanda.
"Anlaşalım: Bizim akıllıca izdivaç dediğimiz, her iki taraf çılgınlık dönemlerini geçirdikten sonra olur. Aşk kızıl gibi geçirilmesi gereken bir hastalıktır."
"Sen tek taraflı bir adamsın. Bu senin en belirgin meziyetin, aynı zamanda en büyük kusurundur. Senin karakterin böyle olduğu için hayatta yaşayanların da böyle tek taraflı olmasını istiyorsun. Bunun için de faydasını ve sosyal bir etkisini görmediğinden, devlet hizmetini küçük görüyorsun. Senin için her
fiilin genel ve mantıklı bir maksadı olmalıdır. Sen istiyorsun ki aile hayatı ile aşk birlikte olsunlar. Bunlar hepsi mümkün değildir. Zaten hayatın cazibesi, değişikliği ve güzelliği bazı farkların mevcut olmasındadır."