Hayal Kırıklığı
Kitabın içindeki olaylar tahmin edilebilir ve yazar elinin hissedildiği biçimde ilerliyordu.Farklı ve dark bir roman olacağını düşünmüştüm ama beklentilerimi boşa çıkardı.
Dark olduğu bazı kısımlar yapay, zorlama ve sanki atmosfere daha çok önem verilmiş gibiydi.
Yazım dilinde, sınırlı kelime ve betimleme tekrarları vardı.
Örneğin Leon’un sürekli aslan olduğuna dair tekrarlar.
Bazı diyaloglar yapay ve sırf alıntılanmak istendiği için yazılmış gibiydi.
Karakterlerin potansiyeli kullanılmak yerine harcanabiliyor.Astrid, saraya yakınlığı bulunan ve daha önemli roller için yazılma potansiyeline rağmen Leon’un travmatik aile deneyimine kurban gitmişti.
Astrid ve Leon arasındaki ilişkiyi okumak çoğu bölümü okumaktan daha keyifliydi.O bölümleri beğeniyorum.
Travmatik bir anıdan geçmiş bir karakterin psikolojisi için alkolik, huysuz ve öfkeli olması bence derinlik açısından yeterli değildi.
Karakterlerin, duygusal ve doğal anları atlanabiliyordu.
Kutsal Kase arayışına çıkan grup sanki ölecekleri çok belliymiş gibi derinliği bulunmayan araçlar gibi yazılmıştı (ve sonunda ölmülerdi şaşırtıcı ve üzücü değil mi?).Karakterlere bağlanmadım ve bir çizgide itiliyormuş gibi hissettim.
Chloe karakteri geçmişte daha iyiymiş, kutsal kase zamanında daha saf ve sinir bozucu bir karakter olduğunu düşünüyorum.
Kötü karakterler klasik ve yüzeyseldi.Kötüydüler ama özellikle dikkat çekici değillerdi.
Yine de canavar doğallarının güzellenmemesi yönü hoştu.
Seçilen yazım yöntemi, kurgunun Dünya inşasının anlatımını basite indirgemişti.Çoğu detaylar Tarihçi tarafından durdurulup çocuğa anlatırmış gibi anlat diyerek bölünüyordu.
Dünya inşası detaylıydı ancak info dumping yer yer bulunuyordu.Fazladan açıklama ve anlatım vardı.Bazı durumların okuyucuya boşluk bırakması