Kamil Sahin

Kamil Sahin
@Shn__
"Ya bir sebebin yokluğu, sebebin ta kendisiyse?"
Kalemden..
Kavurucu bir sıcak var.. Arada esen ve senden bazı sıkıntıları götürmek ister gibi yüzünü okşayan ılık bir rüzgar..İnsanlardan artakalanları temizleyen işçiler var,, ve bir de  insancıklardan artakalanları asla temizleyemeyecek insanlar.. İnsan sora sora Bağdat'ı bulur da,,sora sora kendini bulur mu  muallak.. Doğru değil yüklerinden sırt çantanı bir banka bıraktığında kurtulduğun.. Doğru değil yokuştan  çıkarken sigara içmemen  gerektiği..Ve son kez doğru değil hayata bu kadar tutkulu bir şekilde bağlanma isteği.. Sokakta su satan amcadan aldığım suyu düşürmüşüm bir de! Neden yazdıklarıma hep insan manzaraları karışır benim? Özellikle hayatla tutuştuğu kavgayı kaybetmemek adına hayatın ne olduğunu  bilmeyen insanların manzaraları.. Bu şehrin herkese istediğini verdiği doğru mu,, ya da şair ettiği adamı?  Peki  yıllardır her yıl beni en az bir kere buraya getiren ve bilmediğim bir şeylerin peşinden koşturan şey ne? Sahi  arayanlar mıydı bulanlar aradığını,, bilenler miydi yoksa ? Dünya göbek bağıyla beraber hayatla bağını kopanların mıydı,, yoksa daha attıkları ilk  küçük adımda elleri açık bir şekilde gülümseyerek hayata bağlananların mı? Bir kaç saat daha az düşünmek uğruna hiç bir plan program yapmadan yola çıkanların olmadığı kesin... Sarardığında kendini tutunduğu daldan bırakarak intihar eden yaprakların ve insanın avuç içlerine bakan martıların olmadığı da kesin,, bir de başı ellerindeki kumlara gömülü olanların.. Şimdi daha serin hava ve şimdi daha kavruk içim, ilk adımımdan buraya... Kamil Şahin.
Deneme
Reklam
'Düşüncelerini çizgiyle ifade ediyorlarmış. Ben yazıyla bile anlatamıyorum... '
"Doğrunun ne olduğunu bilmedikçe, doğruluğun iyilik olup olmadığını nasıl kestirebiliriz" ?
Kalemden..
Asfalt bir hayatın ortasında gidenleri bekliyorum,, simetrik kaygılarım sokağın iki ucunda ve sokak lambaları gölge kokuyor asfaltın aydınlığına. Yalnızca karanlıkta görülebilen kadınlar peydahlanıyor ay sonuna.. Yardım çığlıklarına kulaklarımı tıkayıp koştuğumdan beri rengarenk kadınlar da uğramıyor ruhumun karanlık sokaklarına. Terk edenlerin ayak izleri görünmüyor burada,, lakin bende terk edemiyorum bu sokağı.. Yüzü ormana dönük ateş, dere kenarına dizilmiş gecekonduların hüznü, polenlerin öfkesi,, gecenin kirli sakalı, kırık kiremitler, üç yumurta bir penaltı.. Balkonlardan durmadan halı silkeleyen kadınlar,delilik sokağın bulaşıcı hastalığı.. Kaçak elektrik, regal çorap, çoraplardan yapılmış toplar, ekmek  arası helva, köle kuşlar, özgür kediler, kayıp çocuk mezarları, İçim bütün rutubet... Yıkıyorum karıncaların yuvasını başlarına yapıyorlar, tekrar yıkıyorum yine yapıyorlar, yıkıyorum yapıyorlar.. Ağzı soğan kokulu bir Osman, tarçın renkli bir kadına aşık olma cesaretini gösterdiğinde  elleri bıçaklı mahelleli sokaklara döküldü.. Osman'a yanmam gerekiyordu,, Kahverengi'ne yandım.. Babamın sessizliğini süpürüyor  Annem halının altına,  tırnaklarımı  yiyorum mide'me bende.. Başımıza yıkışmış soğuk, Yaşlanıyor gerçekliğimiz.. Tütün sarıyor kalan zamanlarında Babam, Ben gizli gizli içiyorum... Ne suya aç bir toprağım,ne de maviye doymuş bir gökyüzü.. Kamil Şahin.
Şiir
"Körler mahallesinde ayna satıyorum..”
Reklam