AŞK "demişti Hannah Arendt ,
"ortalıkta gösterildiği an, solmaya ve ölmeye yüz tutar."
Kişinin ruh arkadaşına ifade ettiği his, tutku ve düşünceler toplum önünde söylendiğinde anlamını kaybeder ve başka bir şey olur.
İnsanın içinde bulunduğu durumun ötesine gidebilme özgürlüğü.
İnsan kendini sorgulamak, kendi üzerine düşünmek ve kendini aşmak ödevindedir.
Hatalarımızdan öğrenerek, geçmiş yaşantımızdan anlamlı bir istek çıkararak yaşamak.
Hayatı tepkisel olarak değil, etkin bir biçimde tecrübe etmek.
Ancak böylelikle insan, kendi hayatının yazarı olacaktır.
Bu yolculuk esnasında bir şey fark edeceğiz:
Hayatta mutluluktan önemli şeyler var.
AŞK ,HAKİKAT, GÜZELLİK, SADAKAT,ŞEREF, CESARET VE ÖZGÜRLÜK.......
Beklentilerimiz düşük tutabilir ve hayatın basamaklarını tırmanırken her basamağın tadına doyasıya çıkarabilirsek kendimizi daha mutlu hissederiz.
Hayattan öğrendiğimiz her yeni şeyi, kazandığımız her yeni iç görü ve bakış açısını kutlamaya değer buluyorsak mutluyuz demektir.
John Milton'ın "zihin neresi olmak istese orasıdır.
Kendi içinde cehennemi cennete, cenneti de cehenneme dönüştürebilir."