Çoğumuz hayatta belli bir olgunluk seviyesine eriştiğimizi, başka insanlardan öğrenecek bir şeyimiz olmadığını düşünürüz.
Başka insanların duygularından, deneyimlerinden, rüya ve ülkülerinden öğrenmeyi, onları hayatımıza katarak zenginleştirmeyi ihmal ederiz.
Oysa onlara gönlümüzü ve ruhumuzu açmamız yeterliydi.
Birkaç söz, birkaç bakış dünyayı belki yepyeni biçimlerde görmemizi sağlayacaktı.
O halde insana bakarken, insanı görürken kendimize sormamız gereken ilk soru,
"ben bu insandan ne öğrenebilirim?"
olmalıdır.
Olası hayatlarımızdan herhangi birinin bundan daha mı iyi yoksa daha mı kötü olacağını bilemeyiz.
O hayatlar yaşanıyor, evet, ama biz de yaşıyoruz ve asıl bu yaşantıya odaklanmalıyız.