İnsanlar yıldızların pesinden koştuklarını sanırlar ama sonları bir kavanozun içindeki kırmızı balığa benzer. Çocuklara yaşamın saçma oldugunu en baştan öğretmek daha basit olmaz mi diye kendi kendime düşünüp dururum. Bu, çocukluğun birkaç güzel anini yok etse de, yetişkinlikte önemli bir zaman kazancı olur; üstelik bir travmadan, kavanoz travmasından kurtulmak da isin cabasıdır.
“İçinde hakikaten sevmek kabiliyeti olan bir insan hiçbir zaman bu sevgiyi bir kişiye inhisar ettiremez ve kimseden de böyle yapmasını bekleyemez. Ne kadar çok insanı seversek, asıl sevdiğimiz bir tek kişiyi de o kadar çok ve kuvvetli severiz. Aşk dağıldıkça azalan bir şey değildir.”