Yolu aydınlatan ışıkları alıp yanımızda götüremeyiz. Böyle davranırsak sırt çantalarımız fenerlerle dolup taşar. Ne kadar "ışık" taşısak da bize eşlik edecek kimseyi bulamayız. Işık neye yarar o zaman? Paulo coelho
Yürürken düşünmek, düşünürken yürümek; sonra da yazmayı kısa bir mola anına indirgemek, yürüyen bedeni geniş, açık mekanları seyreylerken dinlenmeye bırakmak gibi...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Asıl zorluk işte budur: Düşünce ne kadar hafifse o kadar yükselir ve kanaatin, takdirin, yerleşik düşüncenin dipsiz bataklığından hızla uzaklaşarak derinleşir.
İnsanlığın bir, iki, hatta yirmi yüzyılı geride bırakma, istedikleri takdirde zamanı alt etme kapasitesine sahip bu dayanıklı nesnelere ilişkisi hiçbir zaman masum olmadı. Bu yumuşak, sarsılmaz kağıt hamuruna insani bir misyon yüklendi.
Yıllar boyunca kitapların masa bacağı yahut üst üste dizilip üstlerine bir örtü serilerek komedin işlevi gördüklerine tanık oldum; pek çok sözlük asıl amaçları için kullanıldığından daha çok, ütü ve düzleştirici olarak kullanılmıştır ve hiç de az değildir içlerinde mektuplar, banknotlar ve sırlar saklayan, raflara gizlenmiş kitapların sayısı. İnsanlar kitapların kaderlerini de değiştirir.