"İnsan kendini kaybettiğinde, kazandıklarının hiçbir değeri kalmaz." O noktadan sonra artık kaybedilen şey zaman, imkan ya da satatü değil;insanın kendisidir. İnsan böyle kaybeder. Büyük bir çöküşle değil, küçük gevşemelerle. Açık inkarla değil; makul gerçeklerle. Bir an da değil; yavaş yavaş. Kaybettiğini anladığında ise iş işten çoktan geçmiştir. Bu yüzleşme anı da insanın yıkımı ile sonuçlanır.
Kendini dindar sanma hali, çoğu zaman başkalarıyla kurulan gizli bir karşılaştırmayla beslenir. İnsan başkasının kusurunu görür, kendi kusurunu unutur.
Gazali, insanın kendini en çok iyi niyet iddiasıyla aldattığını söyler. Kişi, sonucunu sorgulamadığı bir niyeti baştan temiz ilan eder. "Kalbim temiz" cümlesi, bu aldanışın kısa yoludur. Oysa Gazali'ye göre niyet, sonuçtan ve davranıştan bağımsız değildir. Kalbin temizliği sözle değil, tutarlıkıkla anlaşılır. Aksi halde insan, iyi niyet perdesi altında kendini kandırır.