Küçük Kadınlar, Amerikan İç Savaşı esnasında küçük bir kentte yaşayan dört kız kardeşi anlatıyor. Aynı anda hem babasızlıkla, hem yoksullukla, hem de kendileriyle mücadele eden March kardeşler okurken öyle sıcak ve içten dakikalar
sundu ki bana o sayfalardan kopmayı hiç istemedim. Meg'in zarafeti,
Jo'nun özgür ruhu, Amy'nin asaleti, Beth'in narin kalbi... Marmee'nin
onlara her koşulda yol göstermesi ve kızlarının hiç çekinmeden ona
kalplerini açması bu güzel kadına her sayfada biraz daha bağlanmama
neden oldu.
Onların emek vermeyi, fedakarlık etmeyi, öfkeleriyle başa çıkmayı, erdemli olmayı ve her canliya sevgiyle yaklaşmayı öğrenmelerini, büyümelerini izlemek sanırım bana da biraz ilham vermişti. Bir de ne olursa olsun her zaman kendileriyle mutlu olmayı bilmeleri ve her daim kendilerini en iyi şekilde yansıtmaları benim de bazı konularda kendimi fark etmemi sağladı.
Laurie ve Bay Laurance ile olan samimi ve saygı değer dostluklarını okumaksa öylesine güzeldi ki aralarında olmayı tüm kalbimle istemiştim. Onlarla kırlarda koşmak, ormanda piknik yapmak, yemek pişirmek, dikiş dikmek ve kitap okumak.
Kadınlar üzerindeki fikirlerin yanlışlığını, düzgün aile yapısının nasıl olması gerektiğini ve savaşın halk üzerindeki etkisini anlatan bu eser her kesime "ben buradayım" dercesine sesleniyor ve bence yüz elli üç yıldır ayakta kalmasının en büyük nedeni bu.