Ali Koç’ta gördüğümden beri çok merak ettiğim kitaplardan biriydi bu kitap. Kitapta ilk etkileyici unsur bence yazarın 30 yıllık öğretmen olması ve Amerika'da yılın öğretmeni seçilmiş olması. Hem sistemin bu kadar içinde olup hem de "silah" diyebilecek kadar düşman olmak... Yazara katıldığım pek çok nokta var: Mesela müfredatların uygulanabilir olmaması, gerçek hayatta çocuklara yararlı olmayacak bilgilerle çocukları meşgul etmek gibi. Kendi branşım adına, daha şanslıyım bu konuda ama üzgünüm ki devlet müfredatına ve kaynaklarına baktığımda, İngilizce derslerinin nasıl bu kadar kısırlaştırılabildiğine hayret ediyor ve üzülüyorum, zira dil, hayatın her alanında kullanabilir, pratik edebiliriz. Bunun dışında okullarda ezberlediğimiz ama güncelliğini kaybeden kurallar. Durup düşününce hakkaten birçok şey buldum.
Ayrıca yazar, eğitimin okuldaki eğitimden ve öğrenmeden çok farklı olduğunu savunuyor. Yaparak, yaşayarak, deneyerek, yanılarak daha kalıcı bilgiye ulaşabileceğimizi söylüyor, ki katılıyorum. Bu yüzden @diturkiye'de yaptığımız her çalışmaya inanıyorum.
Yazara katıldığım birçok nokta olsa da, yine okullara ihtiyaç olduğunu düşünüyorum, daha uygulanabilir müfredatlar ve çalışmalarla. Özellikle ülkemizi düşünürsek, evet bu sistemde kaybolan çok çocuk var ne yazık ki, ancak imkansızlıklardan dolayı okula tutunan da bir sürü çocuk var. Burada düşünmemiz gereken okulun varolmamasından öte, nasıl daha verimli hale getirebiliriz noktası olmalı. Yoksa eğitimin bir kitle imha silahına dönüşebilme ihtimali ne yazık ki muhtemel.
Bu konuda saatlerce konuşabilir ve yazabilirim ama şimdilik bu kadar olsun:)