Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. Dünyaya olan kayıtsızlıkları bazan o kerteye varıyordu ki kendilerine altın ve gümüşten, zevk ve sefadan, lezzet ve şehvetten bir âlem kurup, keder ve ızdırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin vermiyorlardı.
Öncelikle acıların insanoğlunu kusursuzluğa ulaştırdığını söylerler, bir diğer husus ise; insanlık acılarını haplar, ilaç ve damlalarla hafifletmeyi öğrenirse, o hâlde bugüne kadar bütün belalardan ve acılarından sığınacak liman olarak gördüğü hatta mutluluk bulduğu dini ve felsefeyi büsbütün unutur.