Edibe Şirin

Edibe Şirin
@Sihiya
7 Şubat Homeros’un bir aforizması: “İki kişi birlikte giderken biri bir şeyi daha önceden görebilir.” Karşı Aforizma: “İki kişi birlikte giderken kimse bir şeyi arkadaşından önce zinhar görmemelidir. Bu onun mahvı olur.” Salâh Birsel – Yaşlılık Günlüğü- Sel Yayınları --
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
17 Ekim Yazarsan sorumlusun. Aç kalsan da, açık kalsan da sorumlusun. Hem de yalnız kendinden değil tüm insanlardan tüm şişman ıraklardan, tüm cenevizlerden sen sorumlusun. Aralıkta, sorumluluk anlayışı değişse, eski sorumluluklar rafa kaldırılıp ortaya yenileri çıkarılsa da sen hem eski sorumluluklardan, hem de yeni sorumluluklardan sorumlusun. Hükümet yürüten, devlet gemisini karaya oturtan kişilerin bile sorumluluğu yok olsa, devlet gemisinin vizite kâğıdından da sen sorumlusun. Mühendisler, avukatlar, mimarlar, inşaatçılar apartman kapıcıları, karaborsacılar, bakkallar, üçkâğıtçılar, çöpçüler, sinekler, sivrisinekler… Kimsenin sorumluluğu yoktur. Sen sorumlusun. Salâh Birsel – Yaşlılık Günlüğü- Sel Yayınları
"sana kalsa hiçbirinin anlatılmasını istemezdin. alçakgönüllülük damarı sende de çok güçlüydü çünkü. havacılıktan hoşlanmazdın. tevazu ve sadelik senin mayanda vardı. bu karakteristik özelliğin fizik yapına da yansımıştı sanki. minyon yapılıydın. efendilik ve masumiyet yüzünden akardı." esmahan ekinci - karanlık çağın filizi sezai ekinci sel yayınları
Tereddüt! Güzün ne o, ne öteki olan ilk günü sürüyor ve bütün sorular bu belirsizliği İmliyor. Denize girmeli miyim? Tereddüt, yaşlılıktır. T.S Eliot’ın J. Alfred Prucfock’un Aşk şarkı’sını, o büyük, göz alıcı şiirindeki tereddütlerdir onu (o şiiri), bir içe dönük, bir atak kılan: Bir şeftali yemek bile cesaret işidir yaşlılıkta. Her şey sanki ölümü, yavaş yavaş yaklaşmakta olan’ı daha da hızlandıracakmış gibi gelir. Ölüm ’ün yürüyüş tartımı’nı (ritmini), temposunu bozmamaya özen göstermelidir. Yanlış bir şey yaşamak, bir şeftali yemek örneğin, sanki Ölüm’ü kızdıracak, ve onu koşturacaktır. Hilmi Yavuz Geçmiş Yaz Defterleri - Bulanık Defterler - YKY
Sakalını ‘Mavi’ ye Boyayan Şair: Cemal Süreya İlk kitabı Üvercinka’yı bana imzaladığında, 1950’li yıllar, “sevmek ne uzun kelime” diye yazmıştı. Oysa sevmek değildi en uzun kelime, “ölüm” dü; gelgelelim biz, o yıllarda ‘ölüm’ün değil, ‘sevmek’in en uzun kelime olduğunu düşünüyorduk. Gençtik de ondan… Cemal ilk yayımladığı şiirlerle öne çıkan bir şair. Bunun ne demeye geldiğini, yirmi yaşlarında şiir yazan herkes iyi bilecektir. Çünkü o yaşlar, ‘öne çıkma’nın her şeyden çok istendiği yıllardır. Yeditepe’nin 1954 Haziran’ında (15 Haziran olmalıdır), Gül şiiri yayımlandığında, iyice tıkanmış ve iyice cılkı çıkmış Garip şiirine alternatif işte budur, diye düşünenlerimiz az olmamıştır! Cemal Süreya Seber’in ( o zaman adından daha bir harf atmamıştır!) Gül şiirine gelinceye değin, ‘her akşam sokak ortasında öldükçe’ ‘Gülün tam ortasında ağlayan’ birini henüz görmemiştik hiçbirimiz. Trenlerin istasyonlarda ‘biraz’ olduklarını da! Müthiş bir dil yeniliğiyle ve müthiş bir duyarlıkla, bir şair, hem de yirmi dört yaşında, bunları nasıl yazabilirdi? Gül şiiri belleğimdedir benim, yarım yüzyıldır belleğimdedir. Dediğim gibi, ilk şiirleriyle yol açıcı olan şairler çok azdır; hemen hemen yok gibidirler. Cemal bunlardan biriydi işte. İlk okuduğum şiirleri, (ki, Gül’den geriye dönerek Mülkiye dergisinde yayımladıklarını okumak kaçınılmaz olmuştu) bende, Cemal’in Peynet’in çizgilerini ( sevgilisinin uzun çorabının konçlarına yazılmış notalara bakarak flüt çalan müzisyeni hatırlayınız) şiire dönüştüren biri olduğu izlenimi bırakmıştır. Bunu yanılmıyorsam, kendisine de söyledimdi. Çoğu Prévert’le kapı komşu sayar onu. Bence şiiri, hadi onun gibi söylemeye özeneyim, Apollinaire okumuş bir Yunus Emre şiiridir. Ama şiirden çok, Peynet’de buluruz onun humour’unu. Şunu da