Edibe Şirin

Edibe Şirin
@Sihiya
Kandinsky, resimlerinin arka planında ne olduğunu soranlara, “Örtüyü kaldırın görürsünüz.” der. Elbette örtü kaldırmak için Kandinsky olmak, dünyaya onun gözünden bakmak gerekir. “ Felsefe bir güzergâhta olmaktır.” diyen K. Jaspers’in felsefesine yakın bir yol izler, adeta, “Sanat, somuttan soyuta giden bir güzergâhta yürümektir.” dercesine resim yapar. Şiir de bir felsefe taşıdığına göre şair kendine özgü, somut ya da soyut bir yolda yürümelidir. Barış Erdoğan- Teşbih Taneleri – Deneme- Mühür Kitaplığı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Eleştirinin dozunu iyice arttırıp tepkinin tozunu da görmek istiyorum. Ahmet Haşim’in “Bize Göre ”sini elime alsam on beşinci sayfayı açar, 1928’de İkdam ’da yayımlanan “ Münekkit” başlıklı denemesini okurum. İki yarım sayfaya dağılmış bu yazı aslında bir kitap oylumunda. Zavallı “münekkit ”in (gençlerin bilmeyeceğini düşünerek “tenkitçi”nin, daha da ileri gideyim “eleştirme”nin) çektiği sıkıntıyı okur, acısını hafifletmeye çalışırım. Ah zavallı eleştirmenim, bunlar 1920’lerin düşünceleri… Senin aynan düz ayna; başka cins aynalara çıktığın an hırpalanıp durdun. Yaranmak senin işin değil. Ne demiş Haşim, -içinden cımbızla çeker gibi yapmadan – yazının en başından birkaç cümle alalım: “ Bir mühendisi, bir şairi, bir doktoru, hatta ismini bile ömrünüzde işitmediğiniz herhangi bir mesleğe mensup birini, hiç anlamadığınız bir işinden dolayı beğenir gibi olunuz. Derhal bütün faziletler sizindir: Hayırhahsınız, zekisiniz, sevimlisiniz, terbiyelisiniz; ilminize, irfanınıza hiç diyecek yok. (…) İşte rahat yaşamanın düsturu! Hâlbuki her fikir otlağından, topal ve yaralı bir hayvan gibi, sopa ile, taşla, tekme ile uzaklaştırılan münekkit, hakikatte, insan zekâsının en müessir hadimlerinden biridir.” Barış Erdoğan- Teşbih Taneleri – Deneme- Mühür Kitaplığı
Faşist misin Be Kardeşim Ziya Osman, kitabın başında yer alan Cahit’le Günlerimiz adlı metinde derki: “Bir yıllık Galatasaraylılık, ona arkadaşları arasında bir lakap kazandırmaya yetmişti bile: Faşist! Galatasaray’dan önce devam ettiği Kadıköy, Saint- Joseph Fransız Lisesi’nin, anlaşılan, iyi öğrencilerindendi. Sınıfta, öğretmen bir şey sorunca hemen atılıyor, parmak değil de, el kaldırıyordu. Galatasaray’da da alışageldiği gibi devam etmek istemiş, ikide bir el kaldırayım derken, Faşistvari selamlar vermişti. Ama Cahit, Galatasaray usullerine; sual doğrudan doğruya kendisine sorulmadıkça cevap vermeye çabucak alışmıştı.” Murat Batmankaya ( diğer namıyla Ahmet Haşimi ) Geçmiş Zaman Tesellileri- Şule Yayınları
HANİ BU ÖKSÜZ TAVRINI TAKMAYACAKTIN Yahut Şiir, Biraz da Salça İster! Yusuf Nalkesen, “Hani, bırakıp giderken seni /Bu öksüz tavrını takmayacaktın?” la başlayan “Veda” adlı şiiri notalara dökmese idi, kuşkusuz, şiirle, Beş Hececiler’le ilgilenenler dışında, kimse Orhan Seyfi Orhon adını duymamış olacaktı. Gerçi, şiir midir şarkının tutmasında etmen, yoksa beste midir, yorumcu mudur, bu durumda, kestirmek güç... Hakkında uzun uzadıya düşünmediğim şairlerdendir Orhon Seyfi Orhon. “ O Beyaz Bir Kuştu” (1941) dışında iltifat buyurup da okuduğum pek kitabı yoktur. Ne var ki Akbaba, Ayda Bir, Çınaraltı gibi dergileri çıkaran ekip içinde yer alması, hem de buraya yayımladıkları metinler açısından önemsediğim, okumakta yarar bulduğum kişilerdendir. Geçenlerde, Mustafa Baydar’la (1920-1976) yaptığı bir söyleşi ( Varlık, 15 Mayıs 1959), hakkındaki düşüncelerimi bir kez daha gözden geçirmem yönünde yararlı oldu. Baydar, söyleşinin hemen başında, “ 19 Aralık 1958 tarihli ‘ Havadis’te Teoman Sarıkâhya’nın ‘Kaçmak Gülleri’ adlı kitabı için yazdığınız yazıda diyorsunuz ki: ‘ ‘ Şiir bu kadar yavan olmaz ki, Biraz salça ister,’” şeklinde söz alıp soruyor: “Söz konusu ettiğiniz bu şiir salçasının terkibini lütfeder misiniz?” Murat Batmankaya ( diğer namıyla Ahmet Haşimi) Geçmiş Zaman Tesellileri- Şule Yayınları