Dövüş kulübü diye bir film vardı. Amerikan kapitalizmine harikulade bir eleştiridir o film aslında. Orada diyor ki ‘Biz farklı bir kuşağız, bizim büyük depresyonumuz yok, bizim büyük bir savaşımız da yok. Bizim büyük savaşımız manevi bir savaştır, bizim büyük depresyonumuz da hayatlarımızın ta kendisidir.’
İnsan, tahmin ettiğimizden çok daha karmaşık bir varlık. Sözün kalp kırdığı, sözün hayatı zehir ettiği bir başka varlık var mı yeryüzünde? Yok. Kötü bir söz, insanın kalbini kırar. Kötü bir söz insanı uykularından eder. Aylarca, günlerce yıllarca hınç içinde yaşamasına yol açabilir. İyi bir söz de bir kalbi tamir edebilir. O yüzden sözün alanında olmak, insana özgüdür. Sadece insan kendi üzerine düşünebilir.
Evet, İsveç emeklilik günleri için ideal bir ülke, ama demir tavında, Türk’ün ruhu hayatın travmasında dövülür! Acıya çalmamış bir ruhu ne yüceltebilir?