Gelişmek, bir kitaba sığdırılmış sloganları ezberlemekle olmaz; hayatın duvarlarına çarpa çarpa, yaşayarak, tecrübe ederek, yaşadıklarından öğrenerek gerçekleşir. Mevlana’nın, Yunus’un yüzyıllardır birer ulu ırmak gibi suladığı bu toprakların insanı, kişisel gelişimi için bu yüzeysel kitapları rehber edinmemeli.
Aşk artık gürültücü. Artık aşkın gürültüsünden durulmuyor. Aşkı ruhunda dinlendiren sevgililer yok. Ortalığı telaşa vermek, yakmak, yıkmak, kırmak istiyor aşk. Yok olurken yok etmek istiyor.
Toplumlarımız önceki nesillere oranla daha fazla acı çekmiyor, ama acıya tahammül artık bir erdem değil. Dolayısıyla, gerek ruhsal gerekse de bedensel ızdırap, bir an önce kovulması gereken birer ifrit gibi mütaala ediliyor. Depresyonun biyokimyasal dili bizi anlamdan ve anlatıdan mahrum bırakıyor.
Reklamlar, gördükleri sonsuz çeşitlilikteki ürüne sahip olamadıkları sürece kendilerini aşağı hisseden çocuklarda, narsistik bir yaraya yol açabilirler. İskandinav ülkeleri ve Yunanistan’da çocuklara doğrudan reklamın yasaklanmasına yahut sınırlanmasına şaşmamak gerekir.