Modern çağın koşturmacası içinde belki de sesini en çok unuttuğumuz yerimiz; kalbimiz. İskender Pala’nın Kalp isimli bu eseri, yazarın alışkın olduğumuz tarihi roman kurgularından daha farklı, daha içsel ve deneme tarzında bir çizgide ilerliyor.
Yazar bu kez felsefeden mitolojiye, Divan edebiyatından tasavvufa kadar uzanan geniş bir yelpazede kalbi edebi bir dille masaya yatırmış.
Kitap genel hatlarıyla üç ana bölümden oluşuyor: Kalp Külliyatı, Kalp Muhteviyatı ve Kalp Spektrumu. İlk bölümde kalbin derinliğini ve aslında ne anlama geldiğini sorgularken, devamında kalbimize neyin şifa olduğunu ve nelerin onu yorup hastalandırdığını anlatıyor. Kısa metinler, hikâyeler ve vurucu cümlelerle örülü bir yapısı var. Kitabın tarzı, size dışarıdan bir hikaye anlatmaktan ziyade sizi kendi içinizde sessiz bir yolculuğa, bir nevi iç hesaplaşmaya davet ediyor. Dili her zamanki gibi oldukça zarif ve kelime seçimleri çok özenli.
Bazen hayattaki anlamları sadece gözümüzle yakalayıp doğru bir kadraja sığdırmaya çalışıyoruz; oysa her duygunun, şiirin ve güzelliğin asıl şekillendiği yer kalbimiz. Bu eser bana bunu çok nahif bir şekilde yeniden hissettirdi. Kendi adıma kitabı çok beğendim. Altı çizilecek, bir kenara not edilecek o kadar çok satır var ki… Sadece bir çırpıda okunup rafa kaldırılacak bir kitaptan ziyade, ara ara açılıp ruha nefes aldıracak sakin bir başucu eseri olmuş. İçsel bir dinginlik arayan ve kalbine edebi bir ayna tutmak isteyen herkese tavsiye ederim.