"Zaman tümüyle nesnel ve gerçek, benden bütünüyle bağımsız bir şeydir. Ben onun içine ancak bir kaza sonucu fırlatıldım ve ancak onun küçük bir bölümüne sahip oldum ve dolayısıyla benden önce şimdi artık var olmayan başka binlercesi gibi gelip geçici gerçekliğe ulaştım ve ben de tıpkı ben-den öncekiler gibi kısa zaman sonra bir hiç olacağım. Buna mukabil zaman gerçek olandır; ve ben olmadan da devam edecektir."
"Dünya benim tasavvurumdur"dan sonra: "önce ben varım, daha sonra dünya" önermesine geliyoruz. Ölümü yok olmayla karıştırma tehlikesine bir panzehir olarak buna sıkı sıkıya sarılmalıyız.
Eğer gerçek varlığımızın en iç çekirdeğine kadar her bakımdan eksiksiz bir bilgisine sahip olsaydık birey için ölümsüzlük iddiasında olmanın gülünç bir şey olduğunu görürdük, çünkü böyle bir iddia onun sayısız tezahürlerinden veya ışımalarından tek bir tanesi karşılığında bu hakiki derin özden vazgeçmeye denk olurdu.