“Sen tüm cesaretini toplayıp çekip gittin bir gün. Ertan'ı, bizi, yatakhaneyi her şeyi bıraktın geride. Yüz yıllık zaman girdi aramıza. Oysa Ertan beş ay dayandı sensiz dünyaya. Sonra kılıcını kuşanıp geldi yanına. O yıl ocak ayına ikinizin yokluğunda girdik. Bildiğim en görkemli aşk hikâyesiydi. Bir insandan diğerine kalan en güzel şey onu aşka ikna edebilmekti. Sen bunu başarmıştın, karanlık bir devlet yatakhanesini andıran bu dünyada, herkese hepimize şöyle demiştin kelimeler olmadan, aşk bir başkaldırı, direnmenin en zarif halidir.”