-Alıntı-
__Vergilius ile Dante dördüncü daireye inmişlerdir. Karşılaştıkları görünüm şudur: Dairenin her iki yarısında birtakım cehennemlikler ağır yükler itmekte, dairenin orta yerine gelince bu iki grup arasında çarpışma olmaktadır. Bundan sonra yüz geri eden günahkarlar kendi yarım dairelerini geçtikten sonra tekrar çarpışmak üzere geri dönmekte ve bu böyle sürüp gitmektedir. Bunlar cimrilerle savurganlardan başkası değildir. Böylece iki karşıt suçu işlemiş olanlar aynı cezaya çarptırılmış oluyordu. (syf.111)
__
Dante’nin savurganlık ve cimrilik günahını işleyenlere uygun gördüğü bu ceza yöntemini okurken kanım dondu. Şuana kadar okuduğum kısımda belki de aynı eylemin defalarca aynı şekilde ve amaçsızca tekrarlanıyor olması, günahkarların sonucun aynı olacağını bile bile geri dönme eylemini motivasyonsuz biçimde mecburen tekrar etmeleri sebebiyle olacak, bu ceza şekli beni etkiledi. Ama bir yandan da bu yaratıcı cezayı Aristoteles’ten kaynaklandığını düşündüren bi esinlenme ile aşırılıklardan kaçınmayanlara uygulaması beni bu inceleme yazısını yazmaya itti.
Eğer Dante’nin cehennemi gerçek olsaydı bu sırada Aristoteles muhtemelen ‘haklıymışım değil mi?’ diye bağırıyor olurdu:) Çünkü
Aristoteles ahlak felsefesi görüşünün temeline “altın orta” ilkesini oturtur. Ona göre erdemli olan, iki kötü uç nokta arasındaki akıl yoluyla belirlenen uygun orta yoldur. Yani Aristo, aşırılıklardan her durumda kaçınmamızı önerir.
Özellikle Orta Çağ Hristiyan ve islam felsefesi üzerindeki büyük etkileri ve bu dönemdeki popülerliği düşünüldüğünde, Dante’nin cehenneminin dördüncü dairesini cimriler ve savurganlara ayırarak bu iki karşıt günahı işleyen kişilerin aynı şekilde cezalandırıldıklarını vurgulaması Aristo’nun ahlak kuramından oldukça etkilendiğini gösterir.
Etkilenmenin