Sanki geniş, uçsuz bucaksız bir dünyada beraberce çırpınıyor ve bir bir ölüyorduk, belki de hepimiz çoktan ölüp gitmiş ve günü geldiğinde yeniden dirilmiştik. Dirilmiş, bir araya toplanmış, göz göze gelince hep tanıdık çıkmıştık, tek kelime dahi etmeden anlaşmıştık - hem yaşadıklarımız anlaşmamıza yeterdi.