“ Mantık ve irade içimizden gelen istekle bütünleştiğinde anlam kazanır. Salt mantığa dayalı kararlar bizim gerçeğimize uygun olmayabilir. İçimizden gelen ses, eğer onu dinlemeyi başarabiliyorsak, bize hangi doğrultuda davranmamız gerektiğini söyler. Bu ses korku da içerebilir.”
“ Sorunların işbirliğiyle çözülebileceğini öğrenememiş insan için, karşı tarafın gerçeklerini ve haklarını göz önünde bulundurmak, ödün verme ve hatta yok olma anlamını taşır.”
“ Çünkü insan bir zaman tüketicisidir. Zaman insanı sınırlar. Ama çoğu insan şimdi yapmadığını ileride yapacağı sanrısındadır, önündeki zamanı sınırsızmışçasına harcar. Aslında, insanın en önemli yanılgısı da budur.
“ Yaşamak, kendisi olabilmeyi ve yaşama etkin bir biçimde katılabilmeyi tanımlar. Bu insanın kendi sorumluluğunu, bir başka deyişle, hayatına anlam katma sorumluluğunu içerir. Sorumluluğunu üstlenen kişi özgürdür. Özgür insan daha az korkar, onun için sevebilir!”