Simin Güz

Bundan sonraki sekiz ay, boş bir kitap sayfası kadar olaysız ve tekdüze geçti.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Peygamberi dağa doğru koşarken gö​renler, “Ey İsa, aslandan mı kaçıyorsun?” diye sormuşlar. O, “Hayır!” demiş. “Kaplandan, ejderhadan mı kaçıyorsun?” di​ye sormuşlar. O yine, “Hayır,” demiş ve eklemiş, “ben pey​gamberim, aslandan kaplandan korkmam.” “Peki o zaman neden kaçıyorsun?” diye sormuşlar. “Ahmaklardan kaçıyo​rum,” demiş İsa, “çünkü onlarla baş edemem.”
Masum bir insana yaptıkları şey, içimizi nefretle dolduruyordu. Martılar Başkan’a ya da adamlarına zarar verse üzülmezdik herhalde ama bu iş, savaşı başlatanlar yerine, masumların can verdiği kanlı bir trajediye dönüşmüştü.
“Zaten bir yerde kötü​lük varsa, oradaki herkes biraz suçludur”
Onu öylesine seviyordum ki, bu aşktan içim sızlıyordu. O sırada gerçekten de sızlıyordu yüreğim. Sanki ne kadar ciddi ve ağır olursa olsun konuştuğumuz her şey önemsizdi; onun yüzüne bakmak ve sesini duymak için yaşadığımı hissediyordum. Güzel miydi? Evet, güzel olmasına güzeldi ama bu o kadar önemsiz bir ayrıntıydı ki benim için. Başına bir şey gelse, yüzü değişse, hatta çirkinleşse bile ona olan duy​gularım değişmezdi. Güzellikten çok daha farklı bir şeydi be​ni ona vurgun kılan. Anlatılmaz, dile söze gelmez bir şey; bir hava, bir tavır, sesindeki ince bir kırılma, dudaklarının kıyı​sındaki hafif bir gölgelenme, gülerken çenesinde oluşan kü​çük çukur... Bunların hepsi, hepsi çok güzel şeylerdi. Daha da önemlisi, adeta ruh ikiziydik. Ömür boyu içinden çıkılma​yan, her anın lezzetiyle dolup taşan bir sığınaktı, birbirimiz​de bulduğumuz.
Aşk