Annemin soğuk tavırlarının nedeni nasıl bir fiziki ya da ahlaki bedbahtlığın eseriydi? Yoksa tesadüfen doğan, yaşamı bir sitemden ibaret olan, istenmeyen bir çocuk muydum?
O gece bana, anlatı sanatıyla ilgili bilmem gereken en can alıcı sözünü söylemiştin: “Bırak psikoloji, karakter, insan ilişkileri, eylemlerden çıksın” demiştin. “Kelimeleri güzelleştirerek ya da şiddetlendirerek, güzel tasvirlerle insan hallerini anlatmaya kalkma. Sen eylemi anlat, gerisini okur kafasında tamamlasın. Aristo da böyle demişti.”
“Bir örnek versene” demem üzerine de bana halk hikâyelerinin birinden şu ölümsüz meseli aktarmıştın.
“Eski çağlarda bir delikanlı, insanların dişlerini de tedavi eden bir hekimin kızına âşıktır. Sırf kızı görebilmek için oraya gider delikanlı ve sevgilisinin yüzüne bakarak otuz iki sağlam dişini çektirir. Şimdi bu eylem üzerine hangi sevda sözlerini ekleyebilirsin ki? Hepsi zayıf kalır.”