Ebrar

Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
8/10
·48 syf.·
2024 3. kitabı
5 tane ölüm hikayesinden oluşuyor kitap. Hikayeler arasındaki fark her hikayede toplumun farklı kesiminden birisinin ölümü üzerinde durulması, bunlar: Aristokrat, burjuva, esnaf, köylü ve işçi. Aslında okuduğumuz bir çok kitaptan az çok bildiğimiz bu toplumdaki sınıf farkını bir kez daha kendi yolu ve üslubu ile ortaya koymuş yazar. Okuduğum diğer kitaplardan dolayı sınıflar arasındaki farklar ve hayatlarındaki o farklılıklar bana oldukça tanıdık geldi ve “Evet, bu zenginliği soyluluğu ve bu sefaleti açlığı biliyorum.” diye düşündüm okurken. Yazarın çok güzel ve akıcı bir dili var. Bu yazarı ilk defa okumama rağmen sanki bir süredir okumakta olduğum bir romana devam ediyormuş gibi kitabın başından itibaren odaklanmış ve de akıcı bir şekilde okuyarak ilerledim. Hikayelerdeki duyguları, mekanları çok güzel ifade etmekle birlikte hem kitaptaki karakterlerin duygularını hem de bulundukları mekanları okuyucuya iyi bir şekilde aktarıyor. Okurken karakterlerin yanlarında, bulundukları odada duruyor, hissettikleri hisleri ben de hissediyor, karakterlerle aynı duygularını paylaşıyormuşum gibi hissettim. Kitap biraz karamsar olmakla birlikte aynı zamanda garip bir dinginliği var, yazarın ölümü sıradan, bir gün herkesin başına sessiz ve sakince gelecek bir gerçeklik olarak aktardığı için olabilir bu garip dingin, huzurlu his. Kitapla ilgili diğer ana noktalardan biri de, ölen karakterlerin hepsinin hayatında paranın yeriydi. Bu beni bir noktada korkuttu açıkçası: ölürken aklımda olan veya beni düşündüren şeyin kesinlikle ve kesinlikle para, mal, varlık olmasını istemiyorum diye düşündüm içten içe. Hatta kendi kendime sözler verdim, böyle bir hayat ve ölüm anı istemiyorum diye. Maddiyat endişesiyle, para düşünerek verilen bir can ne kadar da korkunç değil mi? #books
Kitap Alıntısı
Nasıl ÖlünürEmile Zola · Can Yayınları · 202024,4bin okunma
Seni günlere böldüm, seni aylara Daha yıllara, yüzyıllara böleceğim Ve her zaman söyleyeceğim ki beni anla Böyle eskitilmiş de olsa bu kalbi Minesi çatlamış bir diş gibi durduracağım karşında. Şiirler söylenir, şiirler biter Biz bu sevdayı neresine sakladıktı sen ona bak da Kahverengi avuçlarına mı gözlerinin Tam oradan mı kahverengi yağan bir aydınlığa. Bütün günler yenileşir her bekleyişte Ve bütün dünler, bütün geçmişler Kapını açarsın ki bir de, hiç kimseler yok Çaresiz, benim sana gelişim de hep böyle. Dün akşama doğru turuncu bir bulut geçti Sonra bütün bulutlar hep birden geçti Anılar, anılar, belki hepsi bir kelime. Edip Cansever | Seni Günlere Böldüm
10/10
·517 syf.·
2024 1. kitabı
Martin Eden Üzerine: Eden bir sürü tene dokunup hiçbir şey hissetmediğini Ruth’un ise elini tutunca bu tenin bir ruhu olduğunu hissettiğini söylüyor. Bir sürü kadın ile tanışıp hiçbirine karşı bir şey hissetmediğini söylüyor. Peki tanıdığı, gördüğü onca kadın değil de neden Ruth? Aklıma şu geliyor: Aşk bizim elimizde kontrolümüzde veya bilincimizle olan bir şey değil. Seçtiğimiz kişi üzerine değil. Aşkın bir sebebi yok, karşımızdakini neden sevdiğimizin, ona karşı neden böyle hissettiğimizin bir açıklaması yok. Neden o güzel geliyor, neden onu görünce, duyunca böyle hissediyoruz. Neden onunla olmak, daha çok vakit geçirmek istiyoruz? Hiçbirinin cümleler ile açıklanabilecek bir yanı yok. Neden o, neden diğerleri değil? Hiçbirimiz bilmiyoruz. Sadece oluyor işte…
İnsan ve Duygular
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,3bin okunma