Sims

Sims
@SimsKutuphanesi
Stars Hollow kütüphanesi çıkışında kendi ağacımın altında oturarak okuduğum kitaplarımın yerine hoş geldin.
Kahve Soğumadan Önce | Yorum & İnceleme
7/10
·200 syf.··
2024 1. kitabı
·
79 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2024 09:24
Her şeyin bir soruyla başladığı bir kitap. “Geçmişe gidebilseydiniz ama yalnızca kahvenin Soğuyana kadar orada kalabilseydiniz ne yapardınız ve kiminle buluşmak isterdiniz?” Tabi aynı zamanda geçmişe gitmeniz geleceği de değiştirmiyor. Bu kitap benim Japon Edebiyatına ait okuduğum ilk kitaptı. Bu yüzden açıkçası kitaptaki karakterlerin isimlerine alışmakta başta zorluk çektim. İsimler hem bana çok yabancıydı hem de tam olarak olarak kafamda canlanmıyordu. Kitabın ortalarına doğru karakterler daha da aklımda oturdu. Kitap bir tiyatro eserinden uyarlama olarak yazılmış ve bunu açıkçası ilk iki hikayede çokça hissettim. Basit ve anlaşılır bir dil dili var ancak çok fazla olay ve çok fazla fazla kelime birbirini tekrar ediyor. Özellikle ilk hikayede okuyucunun konuyu anlayıp anlamadığını ölçmek için cümleler ardı ardına her sayfada tekrar ediyordu ve bu da okumayı çok zorlaştırdı benim için… Kitap boyunca tüm hikayeler sadece küçük bir kafede geçiyor. Bu kafede özel bir masa var ve bu masada oturan kişiler geçmişe gidebiliyor, tabi sadece kahvesi soğuyana kadar … Bunun yanı sıra çok fazla kural var bu kuralların hepsi bize ilk hikayede tekrar tekrar anlatılıyor. Konusu kesinlikle çok dikkat çekici olsa da bence daha derinlemesine işlenebilirdi. En büyük puanı buradan kırıyorum. Çünkü bu kadar güzel konuda bir hikayeyi daha dolu dolu işleyen bir eser okumayı çok isterim. Son iki hikaye ise kız kardeşler ve anne kız ilişkisini anlatan hikayeler. Bu iki hikaye aslında birbirinden bağımsız olsa da birbirine bağlanma şekli ve hikayelerin olay örgüsü beni en çok ağlatan ve kitabın ruhuna sokan hikayeler oldu. “Geçmişe gideceğiz ama zaten günümüzde hiçbir şey değişmeyecek o zaman ne anlamı var?” sorusunun anlamı bana göre kitaptaki son iki hikayede hayat buluyor. Her ne
İnsan ve Hayat
Kahve Soğumadan ÖnceToshikazu Kawaguchi · Epsilon Yayınevi · 202110bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Romeo Ve Juliet | Yorum & İnceleme
8/10
·133 syf.··
2023 3. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 11 Ağustos 2023 07:36
Juliet: Ah sevgili anneciğim, babacığım Son bulsun bu nefret artık, Zehir oldu tüm geceler, düşmanıma duyduğum sevgiden Yalvarıyorum tüm ruhum, benliğim ile sizlere Nasıl anlatırım onu Gecemi aydınlatan ışık, biricik aşkım, kocam Romeo’ya sadık benim ruhum; onunki de bana Son bulsun bu amansız kavga, Verona hazır kucak açmaya; Bir sözünüz yeter bu dünyada cenneti yaşamama, Bu müjdeli haberi kutlamaya… Kitabı bitirirken, “Acaba Juliet tüm içtenliği ile böyle yalvarsaydı ailesine, farklı olur muydu her şey? Alternatif bir Verona’da günlerce şenlik olur muydu…” diye düşündüğüm satırlar bunlar… Hayatımda okuduğum ilk tiyatro ve ilk Shakespeare eseri oldu. İlk başta daha öncesinde tiyatro okumadığımdan kaynaklı, sahneleri zihnimde oturtmakta zorlandıysam da sonradan alıştım. Evet, gerçekten de asıl mesele sadece hikayede değil; hikayeyi ele alan kişide yani Shakespeare’de. Onun şiirsel diline alışmam da biraz sürdü… Eser boyunca, düşünceleri bana en yakın olan Rahip Lawrence oldu. Zaten Romeo’nun ani ve yüksek çıkışlarını dengelemeye çalışan da oydu. Romeo ise platonik aşkını dilinden düşürmezken; bir başkasına - Juliet’e- kendini kaptırdığında uzun süre pek inanmak istemedim. İnanmamak değil de, yer yer abartılmış dramatik geldi düşünce ve söylemleri eser boyunca. Zaten Rahip Lawrence’ın da Romeo’ya bir yerde -syf.49-dediği gibi “Senin yalnızca ezberden maval okuduğunu, o çok iyi biliyordu.“ Bunu Romeo & Rosaline için demiş olsa da, çok uzun süre Juliet için de aynısını hissettim. Ah Juliet… Gençlik, ergenlik aşkı, ilk aşkı ve belki de toyluğu; dönemin getirdiği biraz asi sma hanım hanımcık olma isteği, sevgisi… *Spoiler* En başa dönecek olursam; ailelerin son sahnede sakince barışması ve hatta taraflar arasında “Romeo da duracak karısının yanında…” sözlerinin
İnsan ve Duygular
Romeo ve JulietWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202475,7bin okunma
Alice Harikalar Diyarında | Yorum & İnceleme
7/10
·106 syf.··
2023 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2023 23:58
Alice Harikalar Diyarı küçüklüğümden beri duyduğum ve klasikler arasında yer alan bir yapıt. Ancak hiçbir zaman çizgi filmini izlememiş ya da okumamıştım. Tek bildiğim bir tavşan deliğine giren kızın kendini harikalar diyarında buluyor olması. Peki gerçekten harikalar diyarı mı? Küçükken okusaydım büyük ihtimal anlamlandıramayacağım çok yeri olurdu, şimdi de tüm taşlar yerli yerine oturdu diyemem. Ancak kitabın karakterleri arasındaki olay döngüleri, karakteristik yapıları, zaman ve hareket algılarına dair tutumlar tuhaf-kimi zaman absürt olarak yansıtılmış. -“Bilirsiniz, kimse bu kadar sık değişmekten hoşlanmaz.” - “Hayır, bilmem.” “Dünü anlatmamın bir yararı olacağını sanmıyorum, çünkü dün başka biriydim.” diyen ana karakterimiz Alice akıllı ve kibar bir küçük kız olmasının yanı sıra olaylara ve kişilere yaklaşımında tahammülsüzlük de çok fazla. E onlar da bu kadar alıngan olmasaymış… Günün sonunda kesinlikle tuhaf olduğunu ve ilerleyen zamanlardan birinde tekrar bir göz atacağım kitaplar arasına girdi. Kitaptaki tüm bu tuhaflıklar, yaşanan olayların absürtlüğü aslında hepsi ince işlenmiş yaşam ve dönemden birer parça. Saat yerine günleri gösteren bir saat, diktatör bir Kupa iskambil kâğıdı, kendi başına buyruk hayvanlar, domuz pış pışlayan bir düşes, zavallı kertenkele Bill ve daha fazlasına bir şans vermek isterseniz Harikalar Diyarı’na göz atın derim.
1000Kitap
Alice Harikalar DiyarındaLewis Carroll · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202128,5bin okunma
Lyon’da Düğün | Yorum & İnceleme
7/10
·50 syf.··
2022 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Kasım 2022 12:16
Stefan Zweig kitaplarına uzun süre önce bir eserinden dolayı küsmüştüm. Tekrar şans vermek istedim ve bu şans Lyon’da düğün kitabıyla oldu. Barıştık diyebilirim. Lyon’da Düğün 3 kısa hikayeden oluşuyor. *spoiler içerebilir* • İlk hikaye: Lyon’da Düğün. 1793’te Fransız Devrimi sırasında yaşanan o hengabe, zulüm ve kaosun arasındaki aşıkları konu ediniyor. Hayat mucizeleri sevse de, gerçek mucizeler konusunda cimri davranır. Nişanlısını kaybettiğini sanan bir kadın isyankar davranışı sonucunda hüküm giyenler arasına giriyor. Peki ya umudunu yitirmiş bir aşık kadının Tanrı’nın huzuruna sevdiğiyle ve sevdiğinin soyadıyla gitmesi de bir mucize değil miydi o anlarda? Sevdiğinin aslında yaşıyor olması, özlem gidermeleri ve son yolculuklarına birlikte gideceklerinin duygusu hakim hikayede. Hapishanede şans eseri bir papazın da bulunması, herkesin bu çifti kutluyor olması - homurdanan ya da ilginçtir ki aksi olan kimse yok, herkes yardımsever - , onlara ayrı bir oda hazırlanması fazla iyimser bir yaklaşım olsa da dönemin tükenmişliği arasındaki tutku ve sevgiyi hissettirdi. • 2.Hikaye: İki Yalnız İnsan. Beni kitapta en çok rahatsız eden hikayeydi. Tamamen farklı ve yalnız hayatlar süren iki fabrika işçisinin bir akşam birbirlerine rastlayıp yalnızlıklarını son vermesini konu ediniyor. Adamımız topalladığı için hayattan geri kalırken; kadın karakter ise kendi elinde olmayan çirkinliğinden dolayı dışlanarak zorbalık görüyor. Bu hikaye bana dışlanmışlık ya da yalnızlık duygularından ziyade, kişinin başka kişinin acısını görerek kendi acısını hafifletmeye çalışma hissini daha çok hissettirdi. “ Ben senin yaşadıklarından daha zor şeyler yaşadım… yaşadıklarını umursamamalısın…” gibi bir karşılaştırmalı teselli beni irrite etti. Kadın karakter gerçekten üzgün ve acısını
İnsan
Lyon'da DüğünStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202139bin okunma