Büyülü gerçekçiliğin güzel bir örneği Erkeksiz Kadınlar. Shahrnush Parsipur, bu kitapta İran’da kadın olmanın ağırlığını, yalnızlığını anlatır. Romanın merkezinde yer alan kadınlar, kendilerine dayatılan hayatlardan kaçarlar.Her biri başka bir trajedi yaşamış bu kadınların yolları, bir bahçede kesişir. Tecavüze uğrayan Faize ile iki defa ölüp dirilen Munis, erkekleri “başsız” halde gören , adeta onları zihninde silen, kimliksizleştiren, genelevde çalışan Zerrinkülah ve kocasını hiç sevmeyen Ferruhlika…Bu bahçe, adeta gerçek ile rüya arasında bir mekândır. Ve bu bahçe bu kadınlar için tam bir kurtuluş alanı olmaz, geçici bir sığınak vazifesi görür. Bu bahçe, kadının hiçbir yerde özgür ve güvende olamayacağını hissettirir adeta.Parsipur’un üslubunda distopik unsurlar çok başarılı ve etkileyici bir şekilde verilir. Toprağa dikilerek ağaç olan Mehdaht, bu bahçede insan sütüyle beslenerek parçalanır, tohum olur ve tohumları suyla dünyada bir yolculuğa çıkar.Munis, etrafında dönerek ışık olur ve göğe yükselir. Bir nilüfer doğuran Zerrinkülah nilüfer çiçeğinin üzerinde duman olup gökyüzüne yükselir.Ve okur okuma yolculuğunun sonunda şu kanaate varır: Kadına kurtuluş diye sunulan her şey, biraz daha derine gömülmesine neden olmaktadır. Yazıldığı dönemde İran’da yasaklanan bu roman, okuma listenizin üst sıralarında olmayı hak ediyor.