Bir genç, sevgilisinin girmek istediği kafenin kapısına ürkerek bakacaktı, bir kız koltukaltından gelen kokuya münasebetsiz bir zamanda deodorantsız yakalanacaktı, bir çocuk oyuncak isteyecek, babası öksürerek başka zaman oğlum diyecekti, biri fiyat etiketini yanlış olduğunu tam kasada fark edecekti, biri karşısındakinin söylediğini anlamayacak ama anlamış gibi görünmeye çalışırken kulakları hafiften kızaracaktı ve bu çocuklar o esnada hep gülüyor olacaklardı. Ben onlarla savaşamazdım.
Edebiyatın bir kısmı düşünce, bir kısmı ıstırap, bir kısmı hayal ürünü olabilir ama çok inandığım teorime göre hatırı sayılır bir kısmı da can sıkıntısından doğmuştur.
Her çaresizlik anında olduğu gibi anılara saldırdık. Anılar maharetli ellerde siyah beyaz fotoğraf tadı verebilirdi. Evet anılar, adabınca kullanırsanız şık bir dolgu malzemesidir.