Yazarın yıllar önce okuyup etkilendiğim kitabı Animal Triste'nin tadını alma güdüsüyle elime aldım kitabı. Zira İkinci Dünya Savaşı sonrası Alman toplumu çok ilgimi çekiyor. Doğu Almanya yurttaşı Monika Maron, bir dönemin panoramasını iyi gösteren, toplumun ve de iktidarın bireyin ruhunda açtığı kesikleri ustalıkla anlatan bir yazar. Kitabın giriş temposunu pek beğendiğimi söyleyemem. Bazı kısımlarda daha detaylı tasvirler bekliyordum. Ana karakterimiz Josefa,tam saygı duyulacak ikonik biri. Josefa'nın ilkeliliği ve tavizsiz duruşunun güçlü anlatımı bir yana finale doğru içine girdiği buhranın belirginleşmesi ve ruhsal çözülmesinin alenileşip aşırı kahramanlaştırmaya gidilmemesi onu çok insani bir figür haline getiriyor. Totaliter rejim karşısında vicdanın sesini temsil eden Josefa, kendi düşüncelerinin peşinden gitmek ve inanmadığı doğrulara mesafe koymaya kararlı herkesin yol arkadaşıdır.
Katışıksız geçiciliği dolayısıyla bir anlatı türü sayılan dedikodu ayrıca tıpatıp tekrarın imkansızlığını, sonsuz dönüşümün kaçınılmazlığını da ortaya koyar.
" Peki geriye doğru bir intihara ne dersiniz? Bizi geriye döndüren bir intihar düşünün, varoluşun öteki tarafına, ölüm tarafına değil. Benim gözümde değeri olan tek intihar türü budur. Ölüme hiç aç değilim, var olmamaya açım, zira alıklıklar, feragatler ve bıkkınlıklarla dolu bön buluşmalara asla kaptırmadım kendimi... "