"İstenmediğimi biliyorum. Bunu ilk ne zaman fark ettim tam emin değilim, belki gençliğimde belki de yetişkinlikte. Annemin bana söylediği şeyleri düşünüyordum ve bu yöndeki işaretlerin çocukluğumdan beri olduğunu fakat benim onları fark etmediğimi anladım. Tek bildiğim kendimi hiç huzurlu hissetmediğimdi. Annem bana hep 'Bence sen bu aileye ait değilsin. Bence bize yanlış bebek verdiler' derdi ve bunu suratındaki bir gülümseme ile söylerdi. Tabii insanlar çoğu zaman ciddi bir şey söylerken şaka yapıyormuş gibi yaparlar."
Duygusal sinyalleri görmezden gelince, beden 'Oldu o zaman, al sana fiziksel sinyal', der. Onları da görmezden gelirseniz başınız gerçekten dertte demektir.
Bağırsaktaki ağrı da bedenin mesaj göndermek için kullandığı ve görmezden gelmenin güç olduğu sinyallerden biridir. Yani ağrı da bir algı biçimidir. Fizyolojik olarak, ağrı bizim daha doğrudan yollardan ulaşmasını engellediğimiz kanal bilgilerinin yolunu açmaktadır. Ağrı, temel algı yollarımızın kapalı olduğu zamanlarda bizi uyarmakta kullanılan kuvvetli bir ikincil algı yoludur. Kendi zararımıza olmasına rağmen görmezden geldiğimiz bilgileri sunar bize.
Bunun sonucu olarak bağırsakta meydana gelen fizyolojik olaylar da bu duygusal yorumu sağlamlaştırır. Beyne geri gönderilen sinyaller bilinçle algılayabildiğimiz içgüdüsel sezgilere yol açar. İçgüdüsel sezgilerle bağımızı yitirirsek, dünya daha az güvenli bir yer haline gelir.
Beyin; bağırsağa gözler, cilt veya kulaklar gibi duyusal organlardan bilgi aktarır veya daha doğru bir ifadeyle bağırsağa aktarılan şey; beynin duygusal merkezleri tarafından bu verilerin yorumlanmış halidir.